Erkek ve kadını « Çağdaşlaştırma » hedefi üzerine düşünceler…

Standard

‘Toplumsal Gelişim – Dönüşüm’ Projesi…

©Nazmiye Halvaşi

Amaç : Katliama dönüşen kadın cinayet/ölümlerine DUR demek ve de eşit, aydın, mutlu bir toplum yaratmak için ‘TOPLUMSAL GELİŞİM-DÖNÜŞÜM’ü sağlamak !

Neden ? : Türkiye ataerkil bir toplumdur. Erkekler üzerinde yoğun olarak « erkeklik » baskısı vardır. Bu baskı altındaki erkeklere toplumun atfettiği « » ve « baba » rolleri artık taşınamayacak büyüklükte ağırlaşmıştır. Ve bu roller altında ezilen erkek kitlesi, içine düştüğü bunalımlar sonucunda toplumun ve ailenin en zayıf halkası olan kadınlara karşı şiddet uygulamak yoluyla, çaresizliklerine bir tür « çözüm » üretmektedir !

« Mahalle baskısı » denilen, geleneksel bakış açısı da, kadının « namus »undan sorumlu olan ( ! ) erkek kitlesinin bazı bireylerini cinayet işlemeye zorlamaktadır ! Kadına yönelik şiddet, erkek açısından bir tür « hak » olarak görülmektedir ve hatta bazı kadınlar dahi bu şekilde algılamaktadırlar !

Çözüm : Toplumsal cinsiyet eşitliği’ kavramı, ana – ilkokul yıllarından başlamak suretiyle çocuklara ders olarak verilmelidir.

Okul çağları geçmiş yetişkin bireyler için, aynı alanda ‘yetişkin insan eğitimi’ adı altında, bilinçlendirici özel programlar uygulanmalıdır.

Kadın ve erkek her iki cinsin ; aileden, ailenin ekonomisinden, birlikte yaşamın zorunluluklarından aynı derecede sorumlu olduğu bilinci giderek yerleştirilmelidir.

Toplumsal silâhlanmanın önüne geçilmeli, silâh temin edilmesi zorlaştırılmalıdır. Kaçak silâh satanlara karşı acımasız mücadeleye süreklilik kazandırılmalıdır.

Karı-koca ve/veya kadın-erkek eğitimleri ile « namus » kavramının yanısıra, ‘erkeklerin kadınlardan sorumlu olduğu anlayışı’nı ortadan kaldıracak çalışmalar başlatılmalıdır. Cinayetlerin çok büyük bir bölümü « namus »u koruma ( ! ) gerekçesine dayandırılarak, toplumda âdeta bir tür « haklılık » ve « meşruluk » geleneği tesis edilmektedir. Bir kadını öldüren erkek, ‘namusumu korudum’ savunmasıyla, işlediği suça bir tür « meşru müdafaa » niteliği, haklılığı kazandırırken ; aldığı, gördüğü « terbiye » ve öğretinin « doğruluk »una inanarak hareket etmektedir. Toplumsal « gelenek » de bu şekilde davranması gerektiğini dayatmaktadır.

Gelişmiş ülkelerde kalıcılık kazanan, kadınların da çalışma hayatında en az erkekler kadar varlık gösterebilmeleri için, yasal/toplumsal engelleri kaldıracak yönde çalışmalar başlatılmalıdır.

Kadınlara yönelik iş alanlarını genişletmek, yaymak, uygun kredi ve fonlar sağlamak yoluyla, ‘kendi ayakları üzerinde durabilen cins/birey’ kitlesinin toplum içinde oluşturulması sağlanmalıdır.

İşsiz kalan erkeğin üzerindeki ‘ailesine bakamama’ baskı ve psikolojik gerilimin kaldırılması için, her aileden en az bir kişinin çalışabilmesine devamlılık kazandıracak tedbirler alınmalı ; aile içi gerginlikleri önleyecek, erkek üzerindeki yoğun baskıyı azaltacak yönde çözümlere özen/önem verilerek, işlerlik kazandırılmalıdır.

Kadınların çalışma hayatında yer alabilmeleri için, mutlaka ve mutlaka çocuk/bebek bakım yuvaları/kreşlerin yaygınlaştırılması zorunlu kılınmalıdır. Özellerinin yanısıra, belediyelerce de kâr amacı gütmeyen, her alanda güvenli tesislerin açılması teşvik edilmelidir.

Belirli bir sayının üzerinde işçi/memur çalıştıran özel veya resmî kurum ve kuruluşlara, mümkünse Avrupa Birliği’nde (Konsey, Komisyon ve Parlamento) örnekleri görüldüğü gibi ya bina içerisinde, ya da çalışan anne veya babanın işine uzak düşmeyen yan tesislerde çocuk yuvaları açma zorunluğu getirilmelidir. Okulların kapalı olduğu bayram ve tatil dönemlerinde, çalışan anne veya babanın çocuklarını iş saatlerinde bırakabilecekleri, daha çok boş zamanlarını değerlendirme etkinliklerinin yapıldığı ‘tatil yuvaları’ açılmalıdır.

Şiddete maruz kalan kadınlar için, polis karakol veya merkezlerinde, özel yetiştirilmiş kadın elemanların bulundurulması uygulamaya geçirilmeli ve ihtiyaçla orantılı olarak sayıları arttırılmalıdır.

Polise giderek, şikâyette bulunmaya çekinen/korkan aile içi şiddete maruz kalmış kadınlar güvence altına alınmalıdır. Şikâyet etme cesaretinde bulunanların, sadece yazılı ifadesini imzalatmakla kalmayıp, evlerine dönüşlerinde cinayete kurban gitmelerini önleyecek caydırıcı ve koruyucu önlemlere işlerlik kazandırılmalıdır.

Her belediyede mutlaka şiddet gören kadınların kesin koruma altına alınacakları ve güven içinde yeniden evlerine dönebilecekleri süreye kadar barınabilecekleri ‘Sığınma Evleri’ açılmalıdır. Evinden ayrılmak zorunda kalan kadınlara güvenli sosyal konut kolaylığı sağlanmalı, iş bulmalarına yardımcı olunmalıdır. Sosyal konutlardan, kadın iş bulana ve gelir sağlayana kadar kira alınmamalı, batıda örneklerini gördüğümüz gibi, sosyal servislerce kendisinin ve çocuklarının yaşamını idame ettirebilmelerine yetecek miktarda aylık bağlanmalı, çeşitli zorunlu ihtiyaçları karşılanmalı ve de gıda yardımı yapılmalıdır. Belediyelere, sığınma evlerinde kalan kadınların yeteneklerine göre iş olanakları sağlamaları için kontenjanlar açılmalı, daha uygun/iyi koşullarda iş bulabilmelerine yardımcı olacak sosyal asistanlık/rehberlik birimleri kurulmalıdır.

CHP, kendi içinde yapacağı eğitim çalışmaları ile kadın-erkek eşitliği konusunda çalışacak bilinçli kadrolar oluşturmalıdır. Bu kadrolarda yer alacaklar, toplum içinde bireylere örnek olacak şekilde gerekli psikolojik ve sosyal formasyona tabi tutulmalıdırlar.

Erkeklerin üzerindeki « erkeklik » baskısının kaldırılması için, kadınlar, anneler de eğitilmelidirler. Kız ve erkek çocukları farklı terbiye ederek, yetiştirerek, farklı/ayrımcılık güdücü değerler kazandırarak yeni nesillerin de cinsiyet eşitsizliğine süreklilik kazandırmalarının önü alınmalıdır.

Bütün bu önlemlerin, zaman kaybetmeksizin, yeni fikirlerle geliştirilerek, merkezî iktidarın da desteği ve yerel yönetimler vasıtası ile « siyasî getiri » malzemesi yapılmadan işlerliğe geçirilmesi sağlanmalıdır.

Ulaşılacak hedef/sonuç : Erkeklerin üzerindeki « erkeklik » sorumluluk ve rol baskısını sona erdirip, evinde ve toplumda daha mutlu insanların yaşadıkları bir ülke olmak.

Çalışan nüfusa katılacak kadınların, ailenin ve dolayısıyla da ülkenin ekonomik hayatına ek değerler kazandırmalarına öncülük/önderlik etmek.

Gelişmiş ülkelerde örneklerini gözlemlediğimiz gibi, disiplinli bir çalışma hayatının yanısıra, bütün bir yılın yorgunluğunu, işteki gerilimi üzerlerinden atmaya yardımcı olacak şekilde tatil yapma olanaklarına kavuşması, benim ülkemin insanlarının da en doğal hakkıdır !

Kadınlar, öldürülmesinler !

Erkekler, hapishanelerde çürümesinler !

Çocuklar, annesiz, babasız büyümesinler, aç kalmasınlar, tebessümleri gülüşleri yüzlerinden eksik olmasın !

Başka gelişmiş, çağdaş ülkeler bunu başarabilmişlerse, bizler niçin bu hedeflere erişemeyelim ?!

Bu hedef, aynı zamanda Atatürk’ün işâret ettiği ‘Çağdaş Medeniyetler Seviyesi’ değil midir ?

Ankara, 13 Mart 2011

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s