Erkeklere Yazık Oluyor !

Standard


‘Erkeklere haksızlık etmeye dur !’ demek istiyorum…


©Nazmiye Halvaşi


Uzun zamandır kadın cinayetleri üzerinde düşünüyorum. Bütün hayatımı kadının insan hakları üzerinde düşünerek yaşamış, bu sorunun çözümü için çabalamış bir kadın olarak artık tersten düşünmeye başladım !


Galiba yanlış yoldayız…


Kadınların sorunlarını çözebilmek için önce erkeklerin sorunlarını görmemiz ve çözmemiz gerektiğini farkettim.


Ortada bir sorun var ve sorunu doğru saptamak, çözümün ilk adımıdır !


Bütün dünyada ‘kadın-erkek’ ilişkisi ‘zayıf-güçlü’ ilişkisi şeklindedir.
İskandinavya ülkelerinde bu ilişki dengelenmiş görünmektedir. Bize sadece « hayâl » gibi gelen bir çok uygulama, orada yaşamın doğal seyrinde gidiyor.


Peki, kendi ülkemiz açısından konuyu ele alırsak, biz Türkiyeli kadınlar, hayatın neresindeyiz ?


Son dönemde neredeyse hergün bir kadının öldürüldüğü haberi ile uyanıyoruz. Bu sabah yazıyı kaleme alırken, « ekmek buçağı » ile sevgilisini öldüren adamın haberini okudum yine.
« Ekmek » bu güzel, mis kokulu sözcük ile « öldürme » sözcüğü yanyana gelirken ne kadar derin bir tezat oluşturuyor diye düşündüm.
Güzel bir Pazar gününe sevgiliyle uyanıp, nefis bir kahvaltı masasına ekmeğinizi dilimlemek için kullandığınız bıçak !
Neden ?
Ölüm aracına ‘Nasıl’ dönüşüyor ?!


Bu sabah tersten irdelemeye çalışırken, « erkeklerin haklarını, sorunlarını » çözmenin, aslında kadınların sorunlarını da çözmek olduğunu düşündüm, anladım ve tabi, toplumsal sorunların çözümüne giden yolun bu olduğunu farkettim.


Gelin önce, erkek cinsine yüklenen rolü tartışalım biraz.
Ülkemde « erkek » cinsi, aile içinde ekonomik çözümden sorumlu kişi olarak tanımlanır. Yasalar kadına aynı hakkı tanımış olsa da geleneksel yapımız gereği bu rol hâlâ erkeklerin üzerindedir.
Yine ülkemdeki « erkek » cinsi, kadın(ın)ların « namusu »ndan da sorumludur ! Ve ülkem erkeklerinin « namus » anlayışı, kadınların iki bacağının arasında kapanıp kalmıştır ! Her türlü yalancılığın, dolandırıcılığın, hilekârlığın, sahtekârlığın vb. namussuzluk olduğunu düşünmez de, « namus » kavramını sadece kadınla özleştirir. Ve hatta bu düşünceye çoğunlukla kadınlar da katılırlar !


Erkek, toplumda bir yeri olan/olması gerekendir ! Bulunduğu ortamda saygı görmelidir ! Kahvede rahatlıkla zar atabilmesi için kadınının evde namusluca oturması, yemeğini yapması, çocuklarına bakması, kayınvalide, kayınpeder ve daha ne kadar akraba-i talukat varsa ağırlaması gerekmektedir !
Erkek okumak, askerlik yapmak, iş aramak, bulmak evini geçindirmekle yükümlüdür. Kadının bu geçim sürecine katılması, para kazanması erkeği aşağılayan bir şeydir !
İyi de, evine bakamayan erkek ?!


Erkeği güçlü gösteren bu rol aslında onu « ezen », altından kalkamayacağı kadar omuzlarına yüklenen ağır bir roldür. Ve gittikçe onun kimyasını da bozmaya başlar !


« Kadın » ve « Erkek » arasındaki « âşk » da erkeklerin yol haritasına göre şekillenir. Erkek sevmekten vazgeçebilir, başkasını sevebilir, çocuğu olmadığında kendini damızlık boğa yerine koyup yeni arayışlara yönelebilir…
Bu « hak » onundur, bu « hak » da onun kimyasını bozmaya başlar…


Askerlik, erkeğin hayatındaki « travma »dır. Her ne kadar, ‘her Türk « asker » doğar’ ise de ; askerlik başlayınca, « şafak » saymaya başlar. Her ne kadar ‘bayrağımızın dalgalandığı her vatan toprağında asker olmaya gönüllüyüm’ derse de, sonra kalkar öfkeyle ‘bu bayrağı buraya kim dikti ?’ diye sormaya başlar. Çünkü, askerlik bir erkeğin bütün rollerini elinden alan bir dönemdir.
Evinde her söylediği « yasa » olan erkek, ‘emret komutanım’ demekle geçirir birbuçuk yılını…
Evde tokat atan adamken ( ! ) tokat yiyen adam olur. Bu durum da yine erkeğin kimyasını bozar. Askerden dönünce daha katı, acımasız bir adam oluverir.


Siyaset de onun işidir !
İş dünyası, sadece onun oyun alanıdır !
Bu alanlarda kadınlar yardımcı rollerle sahneyi süslemede kullanılabilir. Ama, başroller her zaman erkeklerin olmalıdır. Bu rolü iyi oynayamama korkusu da erkeklerin kimyasını bozar !


Ekonomik kriz dönemlerinde işsiz kalan kadın, kendine ev içinde yeni iş, uğraş ve hobi alanları yaratabilir. Fakat erkeğin işsiz kalması demek büyük bir onur meselesidir. Evinin kirasını ödeyemeyen, doğalgaz alamayan, benzin-dolmuş parası bulamayan, çocuğunun ekmeğini alamayan erkeğin yine kimyası bozulur ve ekmek bıçağını, ölüm aracına dönüştürüverir.


Yazılı olan « geleneksel » yasaları değiştirmeye çabalamamızın aslında kadını mı, yoksa erkeği mi koruyacağını daha derin düşünmek gerekiyor !
Doğru yanıtın, ‘her ikisini de’ olduğunu kavradığımızda, ‘toplumsal dönüşüme’ de şans tanımış olacağız !
Bunu, ‘olmazsa olmaz’ önemli buluyorum.


Kaldıralım erkekleri ezen yükleri ortadan !
Hayatın her alanındaki yükleri paylaşarak azaltalım !
« Erkeklik » sözcüğünü ekonomik, siyasal ve cinsellik iktidarından ayıralım !
« Erkeklik » dürüst, çalışkan, efendi anlamlarına gelirken ; « kadınlık » da aynı eşanlamda tanımlansın !
« Erkek sözü » verip, sözünde durmayıp, erkek cinsini aşağılatmak yerine ; « kadın sözü »ne de, sözünde durmama anlamını yükleyip, son derece dürüstçe sözünde duran kadını aşağılamakdansa, her birey, kadın veya erkek, kendi kadar söz versin !
Sadece bir cinsi kendi davranışları yüzünden mahkum etmesin !
Erkeklerin omuzundaki « erkeklik » yükü kalksın ki nefes alabilsinler !
Kendisini artık sevmediğini söyleyen kadınını öldürerek « erkeklik »ini korumak zorunda kalmasınlar !


Yazık oluyor erkeklere ! Hapishaneler dolusu « erkek » katillere…


Güzel bir Pazar günü diliyorum, insan kadınlara ve erkeklere…


Ankara, 27 Şubat 2011

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s