Niçin Milletvekili Olmak İstiyorum !

Standard

Kendi hesabını, kendi cebinden ödeyebilen kadınlar !!!

©Nazmiye Halvaşi

Kapıdan usulca ve sanki içeridekileri rahatsız edecekmişcesine, çekinerek girdi.
Biraz ürkek ama meraklı bakışlarla süzdü bizleri…
Yaşını kestirmeye çabaladım ama başaramadım. Buna bir anlam yüklemek gerekir mi bilemiyorum ama, saçlarını göremediğim kadınların yaşını kestiremiyorum.

İşe başladığının haftasıydı. Yüzündeki keder çizgilerinin altındakileri seçebilmeye çabalıyordum. Sırt çantasında çok şey olduğunu anlamak zor değildi. Daha 30’lu yılların başındaydı belki, fakat sırt çantasında 100 yıllık acılar biriktirmişti.

Başörtüsünü açtı. Artık yaşını da biliyordum. Çünki saçlarını dökebiliyordu omuzlarına ve çok da güzeldi. Güzel bir anneydi…

Daha sekiz yaşındaki göz bebeği kızının kederinin kaynağına ulaşmış ve de bir anca çökmüş, yıkılıvermişti !
Baba” dediği, kayınbabası, minik kızını tam bir yıldır taciz ediyordu !

Bebecik, kendisine yapılanın “yanlış” olduğunu, dedesinin tembih ve tehditlerinden anlıyor olmalıydı ki, susuyordu. Konuşursa, anne ve babasının ayrılmasından korkuyordu. Üstelik annesi daha çok dayak yiyebilirdi. Susup, dedesinin tacizlerini kabulleniyordu, sekiz yaşındaki bebecik, sırf ailesini birarada tutabilmek pahasına ve uğruna…

Susamadı anne… Şansı vardı ! Bebeğinin öğretmeni ‘evde neler oluyor?’ diye sormuştu. Herşey bir anda tüm dehşeti ile saçılıvermişti ortaya…
Dede” hapse, anne yediği dayaklarla önce hastahaneye gitmek, sonra da evi terketmek zorunda kalmıştı !

Bir camiye kiracı oldular. Olmayan geliri ile ödemeye çabaladı tek göz odanın bedelini. Boşanmaya yanaşmayan kocası, annesinin kanatları altına saklanmış ve tehdit savurmayı sürdürüyordu. Baldızı, kayınvalidesi hepsi dikilivermişti karşısına !
Sapık “dede”yi hapisten kurtarabilmek uğruna !

Kimsenin, bebeciği düşündüğü yoktu…

Anneciğinden başka !

Üç çocuğu ile hayatı neresinden, nasıl yakalayabileceğinin çırpınışları ile düşünce okyanusunda boğulurken, yardım telefonları bize kadar ulaşmıştı.

Ve, artık bir işi de vardı !

Geldiğinin haftasıydı. Konuşmuştuk kendisiyle bütün bunları… Evet, saçları artık özgürce omuzlarına dökülebiliyordu ! Yüzünde kıpırdayan “umut” gülücükleri bile karşısındakince görülebiliyordu. Hayatın sadece onu ezip geçmediğini, binlerce, milyonlarca kadının kendisi gibi “koca terörü”nü yaşadığını da artık biliyordu. Kadının kendi ayakları üzerinde durmasının, kendi hesabını, kendi cebinden ödeyebilmesinin ne anlama geldiğini, dinlediklerinin sonucu, algılamaya da başlamıştı ! Üstelik, kadına yönelik şiddetin farklı boyutlarını da öğrenmişti.

Antlaşmalar; tarafların güçlerine göre şekillenir ve sonuçlandırılır ! Kadınlar, “zayıf” veya “güçsüz” oldukça, terkedildikçe, antlaşmalar her zaman erkeklerin lehine tecelli edecektir !

Kadına karşı uygulanan şiddet, sadece “fizikî” seviyede kalmıyor ! Psikolojik ve ekonomik şiddetin boyutları daha da fazla ve etkili oluyor !
İşte, bu yüzdendir ki, “ayağa kalkabilen” ve de ayakları üzerinde durabilmeyi başaran her kadının, sadece “şiddet”e maruz kalanı değil, her alanda kendisini kadın hissetmesi engellenen hemcinslerine elini uzatması zorunludur !

İnatla ve ısrarla…

Tekrarlaya, tekrarlaya…

Usanmadan…

Söylemeye, haykırmaya devam etmeliyiz :
‘Erkeklerin “sorunları”nı çözmeden, kadının sorunlarını çözemeyiz !’

Diye…

Kadını, aktif yaşamın içine dahil etmeden de “gelişmişlik”ten asla söz edemeyiz !

O’nun gözlerinde artık umut ışıkları parlıyor…
Kendisinin ve üç çocuğunun sofrasında artık kendi kazancı ile alınmış yiyecekler duruyor.

Teşekkürler; O’na elini uzatanlara, telefon zinciri sayesinde bize ulaşanlara…
Teşekkürler; yüreklerindeki sevgiyi filizlendirenlere, yeşertenlere…

Teşekkürler; kin ve nefret duygularına “DUR” diyebilenlere, geçit vermeyenlere…

Teşekkürler; “insan gibi insan” olabilenlere !

Gazeteci; ‘niçin milletvekili olmak istiyorsunuz?’ diye soruyor !

Sorunun yanıtını uzaklarda aramaya hiç gerek yok ki !
Yanıtı içimizde, benliğimizde taptaze duruyor.

‘Ben O’nun için, O’nun gibiler için, yaşamın derinliklerinde çözüm üretmek, benim gibi düşünenlerle güç birliği yapabilmek için milletvekili olmak istiyorum. ‘

Bebeciklerin saçlarının sevgiyle okşanabilmesi, hiçbir art niyet duymadan kucaklara alınıp sevilebilmeleri için…

Daha kendilerini bilemedikleri yaşlarda, bedenlerini okşayan sapıklarla daha kararlı, etkili ve caydırıcı yönde mücadele edilmesini sağlamak için…

Sevgi ve dostlukla kalın; her nerede yaşıyorsanız…

Ankara, 27 Mart 2011

Not: Dün benim doğum günümdü…
Baharda doğmak güzeldir, zira her bahar mevsiminde kendinizi yeniden doğmuş hissedersiniz. Ben de bu yıl bir kez daha yeniden doğdum. Mutluyum. Benim gibi, tohumların filizlendiği, çiçeklerin açıldığı, ağaçların yeşillendiği, kısacası doğada hayatın yeniden başladığının habercisi olan bu mevsimde yaşama gözlerini açan herkesin doğum gününü kutluyorum.

Yaşları kaç olursa olsun, yürekleri yeter ki, hep 25’nde çarpsın !

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s