Sahiplenme nedir, “tapusu” kimdedir ?!

Standard

Kiti, “evim” diye geldi yine..

©Nazmiye Halvaşi

 

Her aksam sessizce gelip ikinci basamakta sere serpe uzanıyor Kiti.

Bazen de bir basamak daha çıkıp balkona kadar geliyor. Ama, asla içeri girmiyor.

Yaşadığı çelişkiyi kendimce çıkartmaya, anlamaya çalışıyorum..

Sıcak Bodrum akşamlarında soğuk taşın üzerinde keyifle uyuklamaya çalışırken arada bir onunla ilgilenip ilgilenmediğime bakıyor göz ucuyla.

Ne zaman bilgisayarın başından kalkıp onunla ilgileneceğimi soruyor olmalı…

 

Kız arkadaşımla oturduğumuz evin eski sahibinin kedisidir Kiti…

Siyah beyaz tüylü sevimli bir kız.

Birkaç ay önce taşınan sahipleri ile bütün günü yeni evinde geçirip akşam olduğunda eski evine dönüyor.

Yeni evini mi yadırgıyor acaba?!..

Yoksa eski evini hala unutamadı mı?!

Bilemiyorum. Ama Kiti, her akşam yoğun trafiğin olduğu caddeyi geçip eski evine geliyor ve birkaç saati bizimle birlikte geçiriyor..

 

Evler, sahiplerinin malı mıdır?

Bu soruyu düşündürüyor derinlemesine Kiti bana…

Evler yaşayanların mıdır?

Sahiplenme nedir?

Gayrimenkul sektöründen biri olarak “tapu” sahibi olmanın ne demek olduğunu her gün  gören, yaşayan biriyim fakat, Kiti beni çelişkilere sürüklüyor…

 

Biraz önce izlediğim bir belgesel filmde, eski Mısır Uygarlığı’nın şifrelerinin çözüldüğü dönem anlatılıyordu.

Binerce yıl önce yaşamış uygarlıkları, sahiplenmeleri, geride kalanları, o müthiş medeniyeti yaratanların artık olmadığı bir dünyada yaşayan uygarlık kalıntılarını…

 

Yine, Hasankeyf’i sular altında bırakacak baraj yapımı ve karşı duruşları izlerken, yüzyıllar önce var olan uygarlıklardan, kalan izlerin yok oluşunu bile bile atılan adımları düşünüyorum üzülerek!

Gereksiz kullandığımız elektrik enerjisinin hayatımızdan neleri götürdüğünü, gelecek nesillerden neleri çaldığımızı…

 

Son kez alınan nefesi verip bir daha alın(a)mayışına tanıklık etmiştim.. ölümün!

Bir çok kez, dönüşü olmayan yolculuklara tanıklık ettiğim gibi…

Elde etmek için, uğruna kan ter içinde kalarak çalıştığımız mekanların nasıl bırakılıp gidildiğini gördüğüm gibi.

Bu kavgayı hiç bilemedim, sahiplenemedim mekanları, asla “benimdir” diyemedim..

 

İnsanlar doğuyor, yaşıyor ve ölüyor.

Yaşamları boyunca verdikleri güç, servet kavgasından geriye kalanlar taş binalar, taş duvarlar ve de kırık kalpler.

Ayni mekana yüzyıllar içinde sahiplik eden başka başka hayatlar…

Kaç hayata tanıklık ettiğini düşünüp şaşırdığımız evler.

Evlerimiz…

Zenginlikleri, yoksullukları, acıları, mutlulukları içinde yaşatan sessiz, konuşamayan, sırlarıyla birlikte yaşayan duvarlar!

Sahiplik nedir?

Sahibi kimdir bu mekanların?

Tapusu kimdedir?..

 

Kiti “bu benim evim” dercesine geliyor her akşam..

Evin bir ferdiymiş gibi onun gelişini bekliyorum adeta…

Gelmezse ; arabesk, pop, rock (dinleyenin müzik zevki, kültürü fark etmiyor), teyplerini sonuna kadar açmış, nara atarak caddeden geçen, her türlü çılgınlığı yapma özgürlüğünü kendinde hak gören, bir tatilcinin arabası altında kalmış olacağını düşünüp üzüleceğim, kahrolacağım…

Gelmezse, akşamlarımın sevimli arkadaşını kaybettiğime yanacağım…

Gelmezse, yalnız kalacağım için de bencilce bir tavır belki ama, ‘şimdi ben ne yapacağım, akşamları kimi bekleyeceğim?’ türü sorularla boğulacağım, karamsarlık basacak üzerime !

 

Kiti geldi yine sessizce, içimden de gülümsedim, görebilsin, anlayabilsin diye dudaklarımla da ona bakarak tebessüm ettim.

Bilgisayarın başından ne zaman kalkacağımı sorgulayarak bakıyor.

Onunla ne zaman ilgileneceğimi düşündüren bakışlarını yakalıyorum..

Ev sahibi üst katta oturuyor,  muhtemelen, burasını kendi evi sanıyor..

Her akşam “eve” diye geldiği bu duvarları,  bu mekanın “tapusu”nun kendinde olduğuna mı inanıyor acaba ?!

Kiti’nin kafasından geçenleri bilebilmek mümkün mü ?

Varsayımlar sıralamak daha kolay…

Kiti, “evim” diye geldi yine…

Bembeyaz taş duvarları, etraftaki toprakları, dikili bir kaç ağacı kendisinin sayıyor olmalı !..

İyi de gerçekten bu mekanlar kimindir ?!

Kiti bana “sahiplik nedir?” i düşündürüyor…

Derinliğine !

Hoş geldin evine Kiti..

İyi ki de geldin yine..

 

Sağlıkla ve mutlu yaşayın..

Her nerede yaşıyorsanız..

 

05 Ağustos 2006 / 23.27 / Bodrum

 

Nazmiye Halvaşi’nin ‘Anılar Defteri’nden günümüze aktardığı yazılarını okumak için!

 

Nazmiye Halvaşi’nin diğer makalelerini okumak için!

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s