Önce ve son kez « merhaba »…

Standard

İyi bir arkadaşlık için dil, din, renk veya milliyetin farklı olmasının hiçbir anlamı yoktur !


©Nazmiye Halvaşi

Bugün ’25 Kasım. Dünya Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi’ Günü !

Kadına şiddetin yok denecek kadar az olduğu bir ülkenin kadını Gigi’yi yazacağım sizlere…

Ve dilerim ki, herkesin Gigi kadar güzel bir hayatı olsun. Ama, sağlıklı ve çok uzun.


İsveçli arkadaşım, ablam, manevî annemdi Gigi !

Gigi’yi kaybettik. Hem de yüz yılda bir gelen 11.11.11 tarihinde ! Oysa ne güzel ve keyifli geçirmiştik bu günü arkadaşım Sema ile. Ne bilelim ki aynı günü Gigi ebedi veda için seçmiş ! Ölmek için özel bir gün seçmek belki de Gigi gibi çok özel kadınlara özgü olmalı.

Uzun yıllardır savaştığı beyindeki tümör onu sonunda teslim almış, kıpırdayamaz, konuşamaz ve tepki veremez yapmıştı. Artık yaşamak istemiyordu Gigi. Buna çok önceden karar vermişti. Zamanı gelince yaşamla olan bağını koparmak için âdeta acele edecek ve
Bertil’in daha fazla üzülmesine kesinlikle izin vermeyecekti.

Öyle de yaptı…

Gigi’yi tanıdığımda hastalığının ilk evresini atlatmıştı. Tekrar nüksetme rizikosu ile yaşıyordu. Bunu bilmeyenler, onun nasıl ağır bir hastalık baskısı altında yaşadığını anlayamazlar ki !

Oysa hayat doluydu hep… Duyarlıydı çevresinde olup bitenlere. Toplumsal, kentsel sorunlara… O, âdeta kadın dayanışmasının en güzel örneklerinden biriydi. Bana İsveç’i ikinci vatanım yapan biraz da o olmuştur. Çok şey öğrendim onlardan, Gigi’den, Bertil’den. Hayata dair… Hayata bir başka gözle bakmayı öğrettiler bana. Dünyaya, sorunlara, çözümlere ve ülkem Türkiye’ye de !

Ve, ‘nasıl bakarsan öyle görürsün’ deyiminin derin anlamını öğrendim.

Bertil !

Bertil’i anlatmak için başlı başına bir yazar olmak gerekiyor. Gigi ile Bertil’in âşkları da imrenilecek, kıskanılacak kadar güzeldi. Gigi hastahaneye yatmadan önceki, evde tekerlekli sandalyeye mahkum olduğu, o son derece zor günlerde, Bertil onun eli, kolu, aklı, yüreği hemen hemen herşeyi idi ! Nasıl da sabırla, ihtimamla ve sevgiyle bakardı ona. Hastahaneye yatırıldığında, masasının üzerine jazz müziğin en güzel cd’leri konulmuştu. Sırayla yerleştiriyordu CD çalara. Birlikte hiç kaçırmadıkları jazz konserlerinin kayıtlarını dinletiyordu Gigi’ye. Gigi’nin yüzündeki gülümse ve ardından da sızan gözyaşlarını gördüğümde bir an için yıllar öncesine gidivermiştim. Aynı acıklı filmi bir kez daha izlemenin verdiği derin hüzün gibi, gözyaşlarının yansıttığı yanıtın ne anlama geldiğini çok iyi biliyordum. Bertil’i anlamak hiç de zor değildi benim için.

Anılar akıp gidiyor düşündükçe. Mutfak masasının başında Bertil’in yardımı ile bilmem hangi bürokratik bir işlemi kullanabildiği tek eliyle halletme çabası. Son kez HIKF toplantısına – cafekväll – hazırlanışımız. Aynada saçlarını tarayışı. Toplantıda mutlu olmaya çabalaması. Birlikte kaldırdığımız son kadehler. Biriktirdiği onarılması gereken dikişler. Ve, gençlik fotoğrafından bakan gülümseyişini unutmak nasıl mümkün ki !

Sonunda bir ölüm daha teslim aldı beni yine…

Aşağıdaki satırlar, ilk kez İsveççe yazdığım makalenin Türkçesidir. Sizlerle paylaşmak istedim. 30 Kasım günü Gigi’yi ebedi yolculuğuna uğurlayacağız. Ölüm tarihi ile cenaze töreni arasındaki zaman farkı İsveç için doğal. Seremoni günler sonrasına aktarılabiliyor.

Her zaman keyifli yazılar yazdırmıyor ki bu hayat !

Dilerim sıkça yazmak zorunda kalmam bundan böyle…

Mutlu olun, mutlu kalın.

Sevgisiz, âşksız kalmayın. Şiddetsiz bir dünyada yaşayın.

Her nerede yaşıyorsanız…

25 Kasım 2011

***

Ben bir kadın tanıdım ve hiç unutmayacağım onu…

Gigi ile vedalasiyorum…

Ama önce  ve son kez « merhaba » diyerek !

 

Ben Gigi.

Ben de Naz…

Ve bizim hikâyemiz bir ‘merhaba’ ile başlar !

İnsan yabancı bir ülkede yaşamaya başladığında, kendini kötü hisseder önceleri !

Aynı dili konuşmuyorsun !

Ülkeyi bile daha tanımıyorsun !

İnsanlarını hiç…

Gelenekler, görenekler farklı.

Fakat ben çok şanslıydım. Çünkü çok iyi arkadaşlarım oldu. Uluslar arası Göçmen Kadınları Derneği HIKF’e katıldım. Onlarca ilginç, heyecanlı toplantılar yaptık. Anna-Lena bizim dillerine alışmamız için ikinci öğretmenimiz oldu.

 

Ve, birgün Gigi ve Bertil ile kesişti yollarımız !

 

Gigi karar vermişti, bir göçmen kadının hamisi olmak istiyordu. Yardım etmek, yol göstermek, ülkesini tanımasını sağlamak ve elinden geldiğince herşeyi yapmaya hazırdı. O kadin bendim, dernek beni secmisti..

İlk kez evime geldikleri günün heyecanını unutamam. Sonraları çok kez birbirimize karşılıklı ziyaretler gerçekleştirdik. Birlikte olduğumuz anların güzelliği anılara kazılıdır !

 

Kimi vakit dikiş diktik, bazen de örgü ve dantel ördük. Ders çalıştık. Birlikte yemek yaptık. Türk yemeği veya İsveç mutfağından. Alışverişe gittik beraber. Yürüdük yollarda, kırda, ormanda. Birbirimizi o kadar çok sevmiş ve iki iyi arkadaş olmuştuk ki ; kimi vakit iki kız kardeş, bazen de anne ve kız gibi ısınmıştık birbirimize.

 

Onu Türkiye’ye davet etmiştim. Ne kadar mutlu olmuştu. Plânlar bile yapmıştı Türkiye gezimiz için. Çok heyecanlı bir gezi olacaktı kuşkusuz… Türkiye’de neler yapmak istediğini, geçmişte yaptığı seyahat anılarını anlatarak sabırsızlanıyordu.

Mutluydu çünkü…

Yapamadık ki o seyahati !

Sağlık sigortası izin vermedi.

Çünkü Gigi hastaydı.

Biz, birlikte Türkiye’de olamadık. Ne kadar üzüldüğümüzü dün gibi anımsıyorum.

 

Birbirimize hediyeler verirdik. Ben, benim olan ve onun beğendiği şeyleri ona verirken, o da bana birşeyler vermek için çırpınırdı âdeta. Gençlik yıllarından kalma çok güzel bir elbisesini armağan etmişti bana. Çok yakıştırmıştı bana. Ben de çok sevmiştim o elbiseyi. Severek de giymiştim. O da giymişti verdiklerimi, diktiklerimi…

 

Baharda Gigi’nin bahçesine yeni çiçekler ve sebze fidanları ekmeyi plânlamıştık.

Gelecek yaz, ‘Göta Kanal’ gezisi yapacaktık. Gezi süresince İsveç’i tanıtacaktı bana…

Gigi ve Bertil’in evine yeni perdeler dikecektik..

Bir kez daha birlikte Türk şarabı içecektik. Hastahanedeki son günlerinde söz vermişti, kadehleri birlikte kaldıracaktık yine.

Daha ne çok plânlarımız vardı, birlikte yapacağımız…

Ben ne yapacağım şimdi !

Bu acıya nasıl dayanmaya çalışacağım ?

 

Gigi daha fazla acı çekmek istemedi ve bırakıp gitti bizi. Tüm sevenlerini gözyaşlarına boğarak…

Ama asıl bu acıya dayanması çok zor olan Bertil. Şimdi geride bıraktıkları olarak Bertil’e yalnızlığını biraz olsun unutturmaya çalışacağız. Nasıl başarabileceğiz bilemiyorum. Onlar her zaman sevgiyle bakan iki çift gözdü çünkü !

 

Seni çok özleyeceğim Gigi ! Bütün yaşamım boyunca seni seveceğim ve hiç unutmayacağım.

Güle güle Gigi, umarım gökyüzünde çok güzel bir yerlerdesindir.

 

12 Kasım 2011

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s