Hak verilmez, alınır, bilirsiniz !

Standard

Farklı piknikçiler !


©Nazmiye Halvaşi

İnsanımızın en tipik özelliklerinden biridir. Bir ağaç gölgesi bulduğunda, yeşillik bir yol kenarında, bayramda, seyranda, hafta sonunda piknik yapmayı sever. Hemen bir mangal, gelsin etler, rakı, bira…

Haziran’da bir festivaldeyiz…

Festival alanında benzer ve zıt görüntüleri karşılaştırıyor durmadan beynimdaki alıcılar…

Burada da satıcılar var. Nedense sonuna kadar açılmış rahatsız edici bir müzik ve bağırıp çağıran satıcılar yok.

İnsana saygı, çevreye, doğaya saygı konusunda açılmış bir yarışmada gibisiniz. Yapmadıkları ile hic değil, yaptıkları ile bile gurur duyarken mütevazi olabilen insanlar.

“Çok çalıştım, emek verdim oldu, aslında bunu herkes yapabilir” gibisinden özendirici cümleler.

Kendine güvenmenin, tevazunun bu kadarını belki görmeğe alışık olmadığımızdan olsa gerek şaşırıyorum.

Yetmişlik bir dedenin hayallerini ve yaşamını hayretle dinliyorum!

“Yaş yetmiş, iş bitmiş” sözcüğü buralarda bir anlam ifade etmiyor. Yetmiş yaşında, yetmiş yıllık bir geleceği daha varmış gibi yaşama tutunmayı becerebiliyorlar.

Yok o huysuz ihtiyarlar, mutlu ihtiyar-delikanlı kadın ve erkekler bunlar. Gıpta ediyorum.

Elimde kameram; hem film çekiyorum, hem fotoğraf. Bu festivalde benim için en ilginç olan şu köşedeki piknikçiler.

Belki festivali izlemeye gelen hiç kimsenin farkına dahi varmadığı bu grup benim için en ilginç olanı.

Gölgesinde oturdukları uçağın markası nedir bilmiyorum. İlgilenmiyorum da.

Ev yapımı mıdır? Kaç yaşındadır, kaç kişiliktir, motoru, pervanesi nasıldır?

Bilmiyorum, ilgilenmiyorum. Beni o uçağın gölgesinde piknik yapanlar ilgilendiriyor.

Uçağın içine girip-çıkıp saklambaç oynayan cocuklar ilgilendiriyor.

Onlarla birlikte koşuşturan köpeklerinin mutluluk saçan görüntüsü ilgilendiriyor.

Gölgede yaktıkları mangalda öğlen yemeğini pişiren bu insanları izliyorum.

Yok, çizgili pijamalarını giymemişler. Sonuna kadar açılmış arabesk bir çığlık da duyulmuyor.

Çevreye saçılmış çöpler mi? Vallahi yok.. O çöpler saçılmadan da piknik olabiliyormuş meğer..

Belki utopik bir hayal gibi anlattıklarım. Ama değil…

Ülkemdeki genel havacılık uçak sayısının dört katına sahip bir havaalanındayız.

Ülke içinden ve dışından gelmiş, “uçak” ve “uçma” hobisine sahip birçok kadın-erkek insan var burada.

Uçmayı seviyorsanız, mesleğinizin önemi yok; marangoz, çiftçi, doktor…

Bir uçağa sahip olabilirsiniz. Uçma hobinizi yaşamak için boş zamanlar yaratmak ve uçağınızın her şeyi ile kendiniz ilgilenmek zorundasınız.

Aynen, arabasının sağını solunu tamir etmeyi sevmek gibi. Küçük tasarruflarla siz de eski bir uçak alabilir, kendi uçağınızı yapabilir, tamir edebilir ve uçabilirsiniz.

Burada uçak sahibi olmak için, kendi uçağınla sadece uçmak için “zengin” olmak gerekmiyor.

Sıradan insanların bunları yapabildiği bu ülkede, uçağın gölgesinde piknik yapmak da şüphesiz başka bir şey oluyor. Kıskanarak izliyorum..

Ve kızgınlıkla düşünüyorum. Atatürk’le dalga geçer gibi, süslü harflerle “İstikbal göklerdedir” diye her yere yazmak yerine bunu yaşama geçirecek adımları neden atmamışız? Hala neden atmıyoruz?

2008 haziran ayında gördüğüm bu görüntüleri önceki gün başka piknikçileri anımsattı bana ve yazmak istedim…

Burası soğuk bir ülke.

Her tarafında, kıvrılarak uzayıp giden nehirlerin, göllerin olduğu bu ülkede kışın en keyifli sporlarından biri donan nehirler ve göller üzerinde kaymak.

Evimizin yakınındaki göl donduğunda, muhteşem şatoya su üzerinden bakabiliyorsunuz.

Hayatımda ilk kez bunu denedim. Korkularımı yenip göl üzerinde yürüdüm.

Kısa kollu tişörtü ile buz hokeyi oynayan çocuklara, gençlere, kayan yetmislik delikanlı kadınlara, erkeklere imrenerek baktım ve sırt çantasından çıkardıkları malzemeleri yemek için, buz üzerine serdikleri minderlere oturarak piknik yapanlara imrendim yine.

Bu inanılmaz görüntüleri fotoğrafladım.

Böyle davranmak, böyle yaşamak için bu ülke insanının hangi bilinçle, hangi duygularla yetiştiğini düşünürken insanın insana, insanın devletine duyduğu güvenin kaynağını bulmaya çalışıyorum.

Çok konuşmak yerine çok iş yapmak doğuştan var olan, genlerle taşınan bir özellik midir ki onlar farklıdır?

Söyleyecek çok söz var. Hak verilmez, alınır bilirsiniz.

Bunları düşünme, sahip olma ve yaşama hakkımız için söyleyeceklerimiz ve yapacaklarımız olmalı….

Mutlu olun, mutlu kalın.

Her nerede yaşıyorsanız…

Aralık, 2008 – İsveç

Not: Resimleri büyük boyutta görmek için – yüksek çözünürlük için – üzerlerini tıklamanız yeterlidir !

3 responses »

  1. Değişik bir kültürde buz üstünde piknik yapmak ve o görkemli şatoya gölün üzerinden bakmak oldukça enteresan ve ilgi çekici olsa gerek. Sevgili Naz yaşama senin gözlerinle tanıklık etmek çok hoş ,İzlenimlerini ve yaşadıklarını paylaştığın için teşekkürler.
    Eline , yüreğine sağlık.sevgiler.

  2. Sevgili Naz, Makaleni okurken, ya gercekten isvec kulturu iste bu diyebiliyorum. Ama inceden inceye elestirdigin malesef zamanla bizim kulturumuzun bir parcasi olan arabesklik sadece bizim kulturumuz degil. sende biliyorsun ki isvecde yasiyan yunan, arap, irakli, iranli ve biz turklerin ortak bir arabesk kultur yani oldugunu net bir sekilde sende gorebiliyorsun. sanki osmanlinin gectigi yerlerde cok daha farkli bir doku birakir gibi arabesklik birakmis iste. ayrica isvecde cok kuvvetli bir orta sinif var ve bu orta sinif sayesinde insanlar ekonomik zenginlikten cok kulturel zenginlige onem verdikleri icin ulkemizde kiyaslanmiyacak enstanteneleri gormek mumkun. Ne yazik ki ulkemizde yatirim yapilmayan tek sinif orta sinifdir. ve bir toplum yukselmesinde, gelismesindeki en önemli faktör orta sinifin varligidir. bu tezime örnek vermem gerekiyorsa, duble yollar yapip en modern en son teknoloji arabalara binen benim ulkemin insanlaridir ve en sacma sapan kazalari yapan, en fazla trafikte can veren yine benim ulkemin insanlari.

    ne demis buyuk turk buyugu, icki icme onun yerine meyvesini ye ))

  3. Sevgili Nilgun, ne guzel ifade etmissin “senin gözlerinle taniklik etmek”.. yeni paylasimlarimda bu cumleyi hep animsayacagim..

    Sevgili Ahmet, cok haklisin arabesk yaklasimlar elbette sadece bize ait degil.. Isvec toplumunu gözlemlerken bu ayirimi yapiyorum hep.. toplumlarin farkliliklarindaki sebep-sonuclari da gözmege cabaliyorum.. ve cikis yollari ariyorum surekili kendi toplumumuz icin.. iyi olan herseyi kendi ulkemiz ve toplumuz icin de istiyorum..

    Katkilariniz icin tesekkur ederim..
    Sevgilerimle..

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s