KULU Neresidir Bilir misiniz ?

Standard

Gölgesi olmayan bir yöre !

 


©Nazmiye Halvaşi

Çocukluk yıllarımda, doğduğum ve yaşadığım kent Artvin’den ilk kez Ankara’ya gidişimi anımsadım bir kez daha…

Bütün Karadeniz’i geçip, Samsun’dan Ankara istikametine dönünce otobüsümüz; o uçsuz, bucaksız ve ağaçsız Anadolu ile ilk tanışmamda korku basmıştı üzerime !

Neden mi?

Yeşilin hükmetmediği, ağaçsız topraklarda insanlar nasıl yaşıyabilirlerdi ki !

Çocuk aklı işte…

Çocuk ama, o yolculuğa çıkmadan önceki yıllarını doğanın serdiği yeşil halı üzerinde kâh oynayıp, kâh çiftlik işlerine yardım etmiş, ağaçlara tırmanmış, yemişlerini toplamış veya tatmış, akarsularına dalmış çıkmış bir çocuk !

Böyle bir çocuk, gökyüzünden düşercesine, betonlaşmış arazilerin ortasına iniveriyor, nasıl şaşırmasın ki !

Aynı duyguları, Artvin’den Erzurum’a; Sivas’tan Kangal’a giderken de yaşamıştım. Benim için yaşanacak yer; yemyeşil olmalıydı, ağaçlarla bezenmeliydi, akarsuların melodisi işitilmeliydi.

Yaşamın benim bakışımla, olmazsa olmazıdır bu, diğer bir deyişi ile…

Yıllar geçti, yolum bu kez İsveç’e düştü. Bu ülkedeki Türklerin ekseriyetinin Kululular olduğunu işittim.

Niçin?

Evet, bu ülkeyi seçmeleri bir tesadüf mü yoksa?

Düşündüm ama, Kulu’yu bizzat gözlerimle görünceye kadar da yanıtını veremedim.

Şimdi anladım ve kıyaslama yapabiliyorum; İsveç de tıpkı Kulu gibi dümdüz… Ancak, Kulu’nun aksine, boydan boya geniş bir yeşil, bitki, orman ve su dokusuna sahip. Göller ve nehirleri İsveç’in büyük doğal zenginlikleri.

İşte, Kululular doğup, büyüdükleri Kulu’da bu zenginliklere sahip değillerdi.

Acaba bu “hasretliği” gidermek için mi, İsveç’e yerleşmişlerdi ?

Dönemin başbakanı, Olof Palme’nin açtığı kapıdan içeri giren hemşehrilerimiz, hem iş sahibi olmuşlardı, hem de yeşille, doğa ile, güzellikleri ile tanışmışlar ve sevmişlerdi bu ülkeyi…

Yanılıyor muyum yoksa !

30 Temmuz Pazartesi günü Kulu’ya gittim. Arabamız Kulu’ya girdigi andan itibaren, yöreyi görsel hafızama kaydetmeye başladım.

Tüm ayrıntıları ile…

Anadolu’nun diğer ilçelerinden daha zengin olduğu ilk bakışta göze çarpıyor. İsveç’teki Kululular sayesinde olmalı ! Yedikleri ekmeklerini paylaşmışlar gurbete çıkmak zorunda kaldıkları memleketleriyle.

Acaba ilk kuşaklar gibi, onları izleyenler de aynı yoldan ilerlemişler mi, ilerliyorlar mı? Yoksa kendilerini daha fazla isveçli mi hissediyorlar ve ekmeklerini kendilerine mi saklıyorlar !

Yanılmıyorsam her göç öyküsünde biraz bu tablo karşımıza çıkıyor. Belçika’da yaşayan Posofluların ilk kuşak fertlerinin, daha hiç kimse başlamamışken, büyük kentlerde bile bulunmayan donanımda hastahane dahil olmak üzere Posof’u ihya ettiklerini duymuştum.

Devlet ne yazık ki doktor göndermekte gecikmişti.

Sonra, bir ara herkes kendi köyünün, kasabasının, kazasının, kentinin kalkındırılmasında katkıda bulunsun kampanyaları başlatıldı yöre insanlarının göç ettikleri ülkelerde… Etkili de olmadı değil. Yine Belçika’daki Afyon Emirdağlılar gibi Afyon’un ileriye gitmesini bırakın, Eskişehir’i de zenginleştirenler olduğunu, aralarında kurdukları yardımlaşma dernekleri ile, geldikleri yörelerin istihdam sorunlarının aşılabilmesi için kimi vakit Belçikalılar ile ortaklaşa yatırımlar yaptıklarını işittim. Brüksel ziyaretim sırasında…

İşte Kulu’nun da artık, gurbetteki hemşehrilerinin desteğine ihtiyaç duymaksızın, kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak yatırım ve kalkındırma projelerine gereksinimi var ve zaten arayışlar da bu yönde seyrediyor !

Gurbetin önemli bir katkısı da, yaşadıkları ülkelerin toplumsal yaşamı ile bütünleştikçe, belki de Türkiye’de hiç rastlamadıkları kimi çağdaş değerler ile de tanışmaları, bunları benimsemeleri, özümsemeleri ve Avrupa’nın bu ortak değerlerini geldikleri bölgelere yansıtmalarında görülüyor.

Tıpkı Kulu’daki Olof Palme Parkı’nı, AKP’li Belediye Başkanı’nın, ilçenin gerçekten tek yeşil alanı olan bu arazisini, hastahane inşa edilmesi için Sağlık Bakanlığı’na devretmesine gösterilen tepki, koyulan eylem ve yapılan girişimlerde görüldüğü gibi !

İsveç deneyimleri ile pekiştirilmiş, sağduyulu, ağırbaşlı ve son derece demokratik şekilde…

Gerçi, Avrupa Birliği Çevre süreci ile Türkiye’de sivil toplumun uyanışı da başlamadı değil.

İşte Olof Palme Parkı olayında, toplumu kıpırdatan, İsveç’teki Kululular oldu ! Ne de olsa kendilerine ait simgesel bir miras değil miydi burası ? Siyasileri de harekete geçirdiler, Belediye Başkanı’nı vicdanının sesini dinlemeye zorladılar, ama bu arada da kendi seslerini duyurdular.

Demokratik yoldan, tıpkı İsveç’te olduğu gibi hak arayışı başlattılar. Anadolu’nun ortasındaki kıraç ilçelerini sahiplendiler.

Siyaset ve sivil toplum mücadelesini yaşam biçimi, bir tür “hobi” olarak benimsemiş benim gibi biri için, bu oluşumu izlemek, hem yurttaş hem de siyasetçi olarak bambaşka bir heyecandı.

Tatil dönemi olması da belki önemli bir şanstı !

MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, mecliste, Sağlık Bakanlığı’nın yanıtlaması için soru önergesi verdi. Bakalım yanıtın içerigi ne olacak !

Telefonla konuştuğum CHP Konya İl Başkanı Cumhur Koyuncu, vakit geçirmeksizin Kulu İlçe Başkanı Vahdettin Yücel ve CHP Konya Milletvekili Atilla Kart ile temas kurmuş ve ilk eylem plânı yapılmıştı. Cumhur Koyuncu’nun ivedilikle aldığı bu inisiyatif ve örgütleme çabasından da övgüyle bahsetmeden geçmeyelim !

Kulu, Ankara’ya yakın, kardeş bir ilçedir’ dedik; CHP Çankaya İlçe Başkanı Mehmet Perçin, her türlü desteği vermeye hazır olduğunu söyledi. Hemen ardından da 30 Temmuz eylemi için, İlçe Başkan Yardımcısı Sahra Baydar ile Aliye Ersever’i görevlendirdi.

Sabahın erken saatlerinde Kulu’ya doğru yola çıkmak için Gölbaşı’nda buluştuğumuzda, arabamızdaki mavi çam da eylemimizi pekiştirecek nitelikteydi, öyle de oldu.

Çankaya Belediyesi’nin iki meclis üyesi Çelebi Yiğit ve Muzaffer Kara da bu özel günü Kululular ile paylaşmaya karar vermişlerdi.

CHP Çankaya İlçe Başkanlığı, Belediyesi ve CHP İsveç konvoyu yola çıktığında bizleri, sıcak mı sıcak bir gün bekliyordu. Ama siyasetçi için ne kadar ağır olursa olsun iklim koşulları önemli mi! Sel basar, çekeriz çizmelerimizi, dalarız sulara, parti, köken, inanç farkı gözetmeksizin koşarız vatandaşın yardımına.

Bu kez “Çöl”ün ortasında bir “Vaha” diyebileceğimiz Olof Palme Parkı bekliyordu bizleri…

Eylem son derece demokratik bir ortamda tamamlandı ve dönüş yolu göründü. Ama benim işim henüz bitmemişti !

Buraya kadar gel ve Kulu’yu gezmeden, tanımadan çek git. Bana gore bir davranış değildi, hiçbir zaman da olmadı zaten…

Heyecanlı ve gönüllü rehberlerim de cabası ! İsveç’e her gidişimde, artık ‘ben Kulu’dayken…’ diye başlayacak anılarım olmalıydı.

Daha çok yeni, yaşadığı büyük acıyı ruhunun derinliklerine gömüp koşarak gelmişti, Kulu’nun değerli bir hemşehrisi A.Haydar Akan… Bu özel günde Kululuların yanında olmak, bu sivil toplum uyanışını yerinde izleyip, yaşamak istemişti. O’nun rehberliğinde dolaştık Kulu’yu. O anlatırken, ben resim çekiyordum. O’nu ailesi ile başbaşa bıraktıktan sonra bu kez Feramuş Pektaş ve Behzat Görgülü ile devam ettik “keşif” gezimize ! Behzat Görgülü de uzun zamandır ziyaret etme fırsatı bulamadığı memleketini gezdi, anılarını tazeledi. Eski anılarını, izlenimlerini anlattılar…anlattılar. Esasen bu keyifli gezintide bana özel rehberlik ettiklerinden dolayı kendilerine minnettarım. Bu bozkır ortasındaki Anadolu ilçesinin, topraklarının, insanlarının yaşamının benim için ne kadar farklı ve özel bir deneyim olduğunu farkettiler mi, bilmiyorum ! Bu yörede yaşasaydım nerede trekking yapardım diye yer arayışımı nereden bileceklerdi ki ! Gölgesi bile olmayan topraklarda…

Upuzun bugday tarlalarının arasında kıvrılan yolları birer birer geçip, ‘Şeker Mahallesi’ne geldiğimizde, Kulu’daki büyük ve zenginlik simgesi olan binalar artık geride kalmıştı. Önümüzde toprak, kerpic evler bulunuyordu. Etrafları duvarlarla çevrili bahçeler içinde, yıkık/dökük evler… Bahçelerde ağaç, yok denecek kadar. Çevre sakinlerinin meraklı bakışları altında resim çeke çeke ‘Şeker Mahallesi’ni geçtik ama, izlerini bende bırakarak.

Son durağımız Tuz Gölü oldu. Yanılmıyorsam son gelişim 20 yıl öncesine uzanıyordu. Şimdilerde, göl kenarındaki tesiste yemek yeme ve gölün çevresinde ve üzerinde yürüyüş yapma olanağı var. Sacda yapılmış bol acılı sote, günün tüm yorgunluğunu ve koşuşturmacasını silip götürdüğü gibi, âdeta verilmiş bir “ödül” gibiydi. Göl üzerinde yürürken Japonya’dan, Tayland’dan gelen turistlerle karşılaştık. Tuz Gölü üzerinde yürümenin sağlıklı olduğu hikâyelerini dinleyip, tuzdan yapılmış bakım kremimizi de aldıktan sonra Ankara’ya dönüş vakti gelip, çatmıştı. Dönüşte serinleten sağnak yağmur da ikinci ödülümüz gibiydi.

Artık, unutamadığım, unutamayacağım yerler hafızasında Kulu da yerini aldı. Hele o Kulu halkının, ortak sorunları olarak benimseyip sahiplendikleri ve “katledilmemesi” için yırtındıkları Olof Palme Parkı ve düzenlediğimiz protesto eylemi, herkese örnek olacak düzey ve değerdeydi.

Ama şimdi İsveçteki Kululu hemşehrilerimin de hakkını bir kez daha vermeliyim burada. Bu ülkenin dünya çapında örnek teşkil eden ileri demokrasisini içselleştirmeleri ve en kısa zamanda örgütlenerek, dayanışma anlayışı içinde harekete geçme hızları, çoğumuzun çok da alışık olmadığımız bir olay ! Demek ki, insan gibi yaşamak, demokratik yollardan hakkını aramak mümkünmüş. Keşke Türkiye çapında yapabilsek !

Mücadeleleri bitmiş değil. Zira henüz onların yaptıkları girişimlere, düzenledikleri protesto gösterilerine olumlu yanıt beklenecek. Umarım, Kululuların dik duruşu, Ankara’da birilerini düşünmeye sevkeder ve sorunu çözecek yönde bir karar alırlar.

Onlara haklı mücadelelerinde başarılar diliyorum. OLOF PALME PARKI GÖNÜLLÜLERİ’nden biri olmaktan da onur duyduğum gibi, mutluyum da. Her zaman yanlarında olacağımı biliyorlar.

Yollar yürümekle aşınır, protesto için Ankara’dan İstanbul’a her bir metresini yürümus biri olarak biliyorum ve bu yüzden, yolun(m)uz açık olsun diyorum !

Mutlu olun, mutlu kalın…

Her nerede yaşıyorsanız…

Gölgesiz yollarda kalmayın !

31 Temmuz /1 Ağustos 2012

Aynı temada:

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s