2004 Aralık ayında Brüksel’de olmak!

Standard

Ve AB’li olmanın ne anlama geldiğini yerinde görmek…


4040

©Nazmiye Halvaşi

Uçak Brüksel Havaalanına inerken gazeteciler telaşla toparlanıyor birbirlerini kaybetmemek, haber alışverişi yapabilmek için cep telefonlarını birbirlerine alelacele verebilmeye çalışıyorlardı.

brussels-avenue-louise-at-night

Brüksel’in soğuk gri akşamına inat, karşılamaya gelenler sıcak ve dostçaydı. Bir hafta sürecek görüşmelerimin heyecanı ile Brüksel’de yol alırken ilk kez geldiğim bu kentin güzelliklerini hafızama kaydetmeye çalışıyordum. AB’li olmaya çalışan ülkemle arasındaki farkları görmek anlamak istiyordum sanki.

bruxelles-sablon-noel

Sabah kenti dolaşmak, yürümek için çıktım. İlk uyum sorununu caddeyi karşıya geçmek isterken yaşadım yine… Trafiğin sıkışıp, araçların durmasını bekleyerek caddenin karşısına geçmeye hazırlanıyordum ki, lanet olsun buna engel oldular! Daha yüzümü caddeye henüz dönmüştüm, o ne? araçlar durdu ve geçişimi beklediler!!! Alelacele karşıya geçerken “insan” olmanın keyfini yaşadım… 70456249_2-Brussels-Best-Dog-Walker-Dog-walking-Dog-sitting-Bruxelleshayvanların “hayvan” olanının keyfini yaşadığı bir ülkede…

bruxelles_nuit

Gündemimizi sürekli işgal eden AB söyleminin bize neyi çağrıştırdığını, AB’li olmanın ne anlama geldiğini düşünür müsünüz? bilmem. Ben düşünürüm. İşte o sabah caddeyi karşıdan karşıya geçerken insana saygının ne demek olduğunu gösteren sürücü davranışı AB’li olmanın ne anlama geldiğini çok güzel anlatıyordu…

dyn006_original_640_427_jpeg__bf2c6d0b1f1fc738fcac5d942c572120

Tek bir çöp parçasının atılmadığı, tükürülmeyen, sümkürülmeyen sokaklar, caddeler. Kent mimarisindeki kimlik, geçmişi korurken modern yapılaşmaya açık bir kent Brüksel. Avrupa Parlamentosu’na, Brüksel Parlamentosu’na yaptığım ziyaretlerdeki şaşkınlığım ise AB’li olmanın en çok siyasetçilerimizi üzeceğini düşündürdü… Kapılarda, kuyruklarda beklemeden girdiğimiz Belçika Parlamentosu binasında sade bir lokalde ağırladı bizi Senatör Fatma Pehlivan. Lokale gelen Senatörlerin hepsi kadın olunca şaşkınlığımı gizleyemedim. %40 kadınlardan oluşan meclisin birçok genç ve kadın üyesi ile tanışıp sohbet ederken sadelikleri, mütevazı kişilikleri ile bizim siyasetçilerden son derece farklıydılar. Kot pantolon, kazağı ile 25 yaşındaki bir kadın senatörü tanıdığımda “AB’li olmak” ne anlama geliyor daha iyi anlıyordum. Hepsi farklı kökenden farklı ülkelerden gelmiş ve Belçikalı olmuş bu kadınlar asıl Belçikalı ile birlikte ülkenin yönetiminde söz sahibi olmuşlardı… Hollandalı AB parlamentosu Üyesi Emine Bozkurt’la yaptığımız görüşmede bu genç kadının Türkiye’de yaşasaydı bu şansı elde edemeyeceğini ikimiz de biliyorduk…

journee-canal_26aout08

Kenti ikiye bölen “kanal”ı, ulaşım ve yük taşımacılığında kullanıyorlar. Denizi’den yapılan kanal bağlantısı ile kocaman bir yapay nehir oluşturulduğunu ve Avrupa’nın bir çok ülkesinde olduğu gibi yük taşımacılığının bu kanallardan yapıldığını bir kez daha görünce, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemdeki tır, kamyon taşımacılığını düşündüm. Otomotiv sektörünün baskılarına boyun eğen iktidarlar, ülkemiz karayollarını sıkışan trafik nedeniyle kan gölüne çevirirken okyanustan yapılan bağlantı ile kanalla yük taşımacılığı yapan bir ülkenin düşünce standardına ulaşmamızın önündeki engelleri anımsadım…

AB’li olmak buydu…

AB bir düşünce bir proje.

dyn001_original_920_687_pjpeg_2557766_e7f956bd2787614192681e2094431b91_2

Atatürk’ün ulaşmak istediği, tohumlarını ektiği “medeniyet seviyesi”. Bugün bu projeye dahil olmak isteyenlerin, dün bu yolda ekilen tohumları nasıl çürütüp yok ettiğini düşünmek içimi acıtıyordu… ArtvinArhavi’de halka, doğaya, ülkenin kaynaklarına yapılan haksızlıklara başkaldıran belediye başkanının sesi kulaklarımda çınlıyordu…

environnement-foret-soignes-img

Şehrin hemen dışından başlayan ormanlar, uçsuz bucaksız yeşilliği ile zengin oksijen kaynağı. Tek bir mangal partisine rastlayamadığım (!) ormanlık bölgeden geçip giderken, aracı kullanan arkadaşımın hız limitine (radarsız bölgede dahi) dikkatle uyuşu bizim uçuşan araçlarla trafikte kelle koltukta gidişimizle nasıl da zıtlık oluşturuyordu…

AB’li olmak deyince ben bunları anımsıyorum… 16 Aralık akşamı ve 17 Aralık günü görüşmelerin heyecanının doruğunda otel lobisinde bekleşen milletvekilleri, basın mensupları ile konuşurken, düşünüyordum “biz AB projesinin parçası olmaya hazır mıyız?”, “Yasalar önünde edinilen haklar yeterli mi?” Yoksa aslında “AB” bir toplumsal gelişim, dönüşüm projesi midir? İnsana, doğaya, hayvana saygılı bir toplum… çok çalışmamız gerekiyor çoookkk…

Sevgiyle ve dostça kalın.

Aralık-2004

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s