Siyasette dolu dolu bir yaşam – 1 : CHP’de Kadının Adı Yok!!

Standard

siy01

CHP’DE KADININ ADI YOK
31 Mayıs 1998

Kadınlara, “Bırakın beyler dibi tutmuş pilakileri yesin, siz politikaya koşun” diyerek siyasi arenada sesini duyuran Nazmiye Halvaşi şimdi CHP’nin yeni yönetimine muhalefetin listesinden giren tek kadın. Halvaşi, “Kadınlardan rahatsızlık duyacak bir partinin iktidar beklentisi olamaz” diyor.

Nazmiye Halvaşi, CHP’nin yeni yönetimine muhalefetin listesinden giren tek kadın. Bunu, ev kadınlığından politikacılığa uzanan ilginç yaşamının bir dönüm noktası olarak görüyor. Özgür düşenen, gücünü kendinden alan yeni bir kadın politikacı tipi yaratmaya çalıştığını, inanmadığı hiçbir karara, sırf genel başkan öyle istedi diye evet demeyeceğini söylüyor.

Beylere dibi yanık pilaki

Nuriye Akman röportaj-31.5.1998-Sabah

Nazmiye Halvaşi, CHP’nin yeni yönetimine muhalefetin listesinden giren tek kadın. Bunu, ev kadınlığından politikacılığa uzanan ilginç yaşamının bir dönüm noktası olarak görüyor. Özgür düşenen, gücünü kendinden alan yeni bir kadın politikacı tipi yaratmaya çalıştığını, inanmadığı hiçbir karara, sırf genel başkan öyle istedi diye evet demeyeceğini söylüyor.

İki yıl önceki kadın kurultayında yaptığı konuşmada mutfaktaki bütün kadınları barbunya pilakileri yakmaya çağırmış, “Bırakın beyler dibi tutmuş pilakileri yesin, siz politikaya koşun” demişti. Bilmem ki “CHP’de kadının adı yok” diyen Halvaşi, Baykal’ı gerektiği zaman yanık pilaki yemeye ikna edebilecek mi?

Soyadı Gürcüce lider anlamına gelen bu heyecanlı kadını merakla izleyeceğiz.

– Muhalefet listesinden gelen tek kadınsınız. Baykal’ın listesine siz mi girmek istemediniz, o mu sizi almadı?

– Aday olduğumu kendisine ilettim. Çalışmalarımı takdir ettiğini ve Parti Meclisi’nde olmamın partiye katkısı olacağını ifade etti. Herhangi bir liste sözü almış veya söz alma eğilimi göstermiş değilim. Benim kadın kurultayından kalma bir muhalif görünümüm vardı. Onun için listeye alınmamış olabilirim. Çok açık konuşan biri olarak parti yönetiminde olmamı belki uygun görmemişlerdir.

– Kurultayda üzerinde adınızın ve resminizin olduğu iki bin yelpaze dağıttınız. Baykal bu yelpazelerden biri ile serinlemeye çalıştı. Bundan sonra onu serinletmeye devam mı edeceksiniz yoksa bu kez bunaltacak mısınız?

– Önyargılı değilim. Serinletmem gerekiyorsa serinletirim, bunaltmam gerekiyorsa bunaltırım. Muhalefetin listesinden gelmiş olmam salt muhalefet anlayışı içinde olduğumu göstermez, ama inanmadığım bir konu varsa bunu açıkça söylerim. Seçildiğim andan itibaren örgütlerden aldığım telefonlardan insanları çok umutlandırdığımı anladım. Bunu hayatımın ilk en önemli başarısı olarak değerlendiriyorum. Yani seçildiğim yer açısından değil ama bir iddianın sonunda başarıya ulaşmış olması açısından.

‘İnancımı hiç yitirmedim’

– Nedir bu iddia?

– Sırtını bir yere dayamadan, kendi ayakları üzerinde durabilen bir kadın siyasetçi olmak. Bu inancımı yenildiğim günler dahi yitirmedim. Bir yarışta kaybettiğimin ertesi günü yeni bir dosya açtım hep. 1995 seçimlerinde milletvekili adayıydım. Kendi bölgemde yapılan eğilim yoklamasında liste birincisi olmuştum. Ama merkez yoklamasında 13’üncü sıraya düştüm. Hiçbir şansım olmadığı halde o seçimlerde en çok çalışan milletvekili adayıydım.
Arkasından 96’da kadın kurultayında hiçbir bloka güvenmeden genel başkan adayı oldum. Çok ciddi bir efor sarf ettim, hiç kimseye sırtımı dayamadım. Bu kurultayda olduğu gibi yine örgütlerle ilişki kurdum sadece.

– O kadın kurultayında siz, bu partinin lokomotifi olmak istediğinizi söylemiştiniz. Parti Meclisi’ne seçilmek lokomotif olmaya yetecek mi?

– Eğer Parti Meclisi’nde üretken bir siyasetçi olabilirsem, ürettiklerimi kabul ettirebilirsem diğer arkadaşlarımla birlikte lokomotif oluruz. Henüz 60 kişi bir araya gelmedik. Hiçbirine önyargılı değilim. Çok temiz bir sayfa ile başlamak istiyorum. Bence umutsuz olmamak lazım. Yeter ki çok inançlı ve iddialı olduğunuzu görsünler. Ama bana gelip ‘Bizim sesimiz olacaksın’ diyen, seslerini duyurmakta zorluk çeken kadınlar şunu söylüyor: Parti yönetimindeki kadınlar suskun, konuşmayan, korkan kadınlar. Konuştukları zaman yönetime ters düşme, kendi zeminlerini kaybetme korkusu bu. Benim böyle bir korkuyu taşımayan bir yüreğim olduğunu düşünüyorlar.

’15 yıl çalıştım’

– Yenimahalle Belediyesi’nin yemekhane bürosunda işçi statüsünde çalışıyorsunuz. Hacettepe Üniversitesi’ne bağlı, orta kademe yönetici yetiştiren bir meslek yüksek okulundan mezunsunuz. Niye daha aktif bir iş seçmediniz?

– Belediye yöneticileri kendi çalışma arkadaşlarını kendileri değerlendirmek isterler. O anlamda böyle bir tercih yapmamış olabilirler. Ben liseyi bitirdikten sonra evlendim. 15 yıl çalışmadım. Çünkü eşim çalışmamı istemedi. Bir kızım bir oğlum oldu. Onları büyüttüm ama süreç içinde sadece ev hanımı olarak yaşayamayacağımı anladım. Üniversiteye gidemeyişimin sıkıntısı ciddi boyutlarda beni rahatsız etti. 1989’da, üniversite başvurularının son günü başvurumu yaptım. Sıralamayı rastgele yaptım. Çünkü o arada bilgisayar programcısı olarak çalışmaya başlamıştım. Hem çalışan, hem ev kadını, hem de üniversite okumayı düşünen bir kadın. Bu yüzden kolay bir bölüm olsun istedim.
Çocuklarım yaşındakilerle birlikte iki yıl üniversite hayatım oldu. Müthiş bir deneyimdi. 34 yaşındaydım. Hayatımda bir dönüm noktası oldu. O zaman sadece parti üyesiydim. Üniversitede toplumsal sorunlara biraz daha girdim.

– Yani ev hanımlığından hem okula, hem işe, hem politikaya birden atıldınız. Kadın kurultayındaki konuşmanızdan alıntılarsak, siz barbunya pilakiyi yaktınız. Sonra da kadınlara “Bırakın yansın, dibi tutmuş pilakileri beyler yesin” dediniz. Şimdi bir partinin yönetimindesiniz. Acaba Baykal’a dibi tutmuş pilaki yedirebilecek misiniz?

– O sözüm, her kadının kendi evindeki özgürlüğünü vurguluyordu. Şimdi ben aynı özgürlüğümü Parti Meclisi’nde de sürdüreceğim. Özellikle kadının özgür düşünebilmesini ve bunu ifade edebilmesini çok önemsiyorum.

Sayılarla kadınlar

– CHP, “kadın sever” bir parti mi yoksa “kadın engelleyen” bir parti mi?

– 56 milletvekilinden 2’sinin kadın olması ne kadar kadın sevdiğini gösteriyor. CHP’de kadının adı yok. 1200 delegenin sadece 46’sı kadın. Yüzde 25’lik bir cinsiyet kotası var CHP’de. Ama bu kota sadece seçilmiş kurullar için geçerli, seçici kurullarda yok. Şimdi erkek delegeye kadını daha çok seç diyoruz. Onun için kotanın tüm kurumlara yaygınlaştırılması gerekiyor.

– Baykal’ın kotayı kadınları teşvik değil engellemek için kullandığı yolundaki eleştirilere katılıyor musunuz yani?

– Kadınlardan rahatsızlık duyacak bir partinin iktidar beklentisi olamaz. Sayın Baykal’ın böyle bir tedirginliği olduğunu düşünmüyorum. Üstelik CHP’de en özverili çalışma yapan, en aktif üreten aslında kadınlardır. Ama ne yazık ki o kadınlar bir kısım erkekleri bir yere taşımak için çalıştırılırlar. Şimdi o kadınların rollerini değiştirip sadece erkekleri bir yere taşımayı değil, kendilerinin de bir yere taşınabileceği düşüncesini yaygınlaştırmak gerekir. Bu sadece CHP’nin sorunu değil. Ama bir toplumun dönüşmesi buna bağlı. CHP buna öncülük etmek zorunda.

– CHP’de kadınların önünde ne gibi engeller var?

– CHP’nin tüzüğünde, programında kadının önüne geçecek herhangi bir şey yok. Ben partiden değil, kadınlardan şikayetçiyim. Bir şey elde etmek için onu istemek gerekiyor. Eğer istemezseniz, isteyecek konuma kendinizi getirmezseniz yapabilecek fazla bir şey yok. O zaman o rol başkalarına verilir ve vitrin olarak kullanılırsınız.
‘Erkeğin gücü var’

– Kurultayda gökten dumanlar içinde, kurtarıcı gibi inen bir başkan görüntüsü sizde ne duygular uyandırdı?

– Bunu çağdaşlığın bir ifadesi olarak tasarlamışlar. Ben hazırlasaydım, böyle bir görüntü yaratmak aklımın ucundan geçmezdi. Orada erkeğin gücü var diye düşündüm. Genel başkan kadın olsaydı aynı şeyi onun için de düşünür müydüm? Belki genel başkanlık gücünü, orada tek aday, tek adam olmasının gücünü vurguladılar.
Sayın Baykal çok uzun bir yarıştan sonra genel başkan oldu. Şimdi bunun tadını çıkarıyor bence. Onun için keyifli bir şeydi.

– Ricky Martin yerine “Silifke’nin yoğurdu” ile inseydi nasıl olurdu?

– Vallahi ben “Silifke’nin yoğurdu”nu tercih ederdim. Anadolu’nun ezgileri ile gelmesi daha anlamlı bir mesaj olurdu. Hatta sadece “Silifke’nin yoğurdu” değil bütün bölgelerin türkülerinden yapılacak bir karma olabilirdi.

– Biraz da CHP’de muhalif olmanın derin anlamı üzerine çeşitlemeler yapalım mı?

– Şu andaki muhalefet, parti içi demokrasi eksiklerine karşı geliştirilmiş, sosyal demokrat bir partide olması gereken kurumların işletilmesine yönelik bir harekettir.

‘CHP yorgun düştü’

– CHP’de muhalefetin, parti içi demokrasi talebinin dışında kayda değer bir çalışması, alternatif bir projesi olmuş mudur?

– Tabii en öne çıkan şey parti içi demokrasi meselesi. Bu, partinin sol çizgiden sağ çizgiye doğru kaydığını iddia eden bir anlayıştır aynı zamanda. Türkiye’de sol bir partiye gereksinim var. Eğer biz sağa kayarsak bir başka şey dolduruyor boşluğu. Ama size katılıyorum sadece muhalefet anlamında muhalefet etmek doğru değil. Yerine bir şey koymak lazım.

– Peki sizin var mı bir alternatif projeniz?

– Benim birey olarak böyle bir projem yok. Kendini muhalefet olarak ifade eden grupla da doğrudan bir çalışmam yok. Yani muhalefetin listesinden girdim ama o muhalefet de birkaç parçalı.

– Muhaliflerin bile birbirine muhalif olması CHP’nin şanındandır.

– Zaten sosyal demokratsanız bir yere ya da birine muhalifsiniz. Böyle bir anlayış ne yazık ki oluyor. Doğru olduğunu söylemiyorum bunun. Muhalefet, yapılması gereken yerde yapılırsa bir şey ifade ediyor.

– Kendi lider adayını bile çıkaramayan bir muhalefet, muhalif olmayı hak eder mi peki?

– Lider adayının çıkmamış olması muhalefetin iddiasını önemli ölçüde azaltıyor ama kazanma şansının olmadığı bir kurultayda kimse çıkıp yarışmak istemeyebilir. Bu kurultayda genel başkana belki bir şans daha tanındı ama yönetiminin farklı düşüncelerden oluşması istendi. Çok uzun süre liderlik yarışı yapan CHP bundan yorgun düştü. Bu yüzden liderlik değil, farklı düşüncelerin yönetimde yer alması şeklinde bir yarışa dönüştürüldü bu.

Hedefe ulaşma mücadelesi

– “Bu, muhalefetteki son kurultayımız” şeklindeki anonslara orada bulunan kaç kişi inandı sizce?

– Onu bilemezsiniz.

– Siz inananlardan biri miydiniz?

– Ben hedefe ulaşmak için inançla mücadele eden biri olarak şu anda Türkiye’nin koşullarının CHP’yi iktidara taşıyabilecek olduğunu biliyorum. Eğer CHP bu dönemde doğru yönetilirse neden olmasın?

– CHP, örgüt, ideoloji, üyelik sorunlarını çözmüş bir parti mi ki iktidarı kucaklamaya kollarını açacak mecal bulacak?

– Bütün partilerde bu sorunlar var. Bu sorunların bitmesi ve ondan sonra iktidara gelmesini hiçbir parti beklemez. CHP’nin iktidarı yakalayabilmesinin koşulu bir sol birliktelikten geçer. DSP’nin dışında, çünkü onu sol bir parti olarak görmüyorum, bütün sol yelpazeyi kapsayacak bir birliktelik iktidar alternatifi yaratabilir. Partilerin kendi tüzel kişiliklerini kaybetmeden, sol düşünen bütün seçmenin tek bir şemsiye altında toplanmasından yanayım.
– O kesimin toplamı yüzde bire bile tekabül etmiyor.

– Ama hiçbirine oy vermemiş, çok geniş, kararsız bir sol seçmen kesimi var.

– İyi ama CHP söylemi ile eylemi bir parti mi ki onlara şemsiye olsun?

– Bu konuda hatalar yapmadı değil. Merkez yoklaması örneği, söylemi ile eyleminin bir olmadığını gösteriyor. Ayrıca kadın bakış açısını daha farklı ifade eden bir partinin
Meclis’te en az 30 kadın milletvekili olması gerekirdi. Yönetim kadrolarında neden 15 kadın var, 30 olamaz mıydı? Parti iktidarına talip olurken bu noktalarda daha doğru tavırlar koyacağımı söyledim. Partinin sadece söylem değil eylem yapmasını, mesela İstanbul’da Cumartesi Anneleri ağlarken sadece orda onlarla ağlamak değil, o sorunun çözülmesi için gereğinin yapılmasını istiyorum. Cuma Anneleri’nin ağlamaması için Güneydoğu sorununun çözümünde partimin somut projeleri olsun istiyorum. Şimdi yeni bir yönetim var. Bundan sonra partiyi izlemek gerekiyor.

Baykal rahat uyudu mu?

– Kurultayın bittiği gece sizce Baykal rahatça uyuyabilmiş midir?

– Ben bile rahat uyumadım. Bence birkaç gün daha çok rahat uyuyabileceğini zannetmiyorum.

– Birkaç gün mü? 1169 delegeden 294’ü boş oy kullandı, bunlardan 30’u milletvekili. Yani 56 milletvekilinin yarısından fazlası Baykal’a karşı. 7 kişi listeyi delmiş. En yakın arkadaşları tasfiye olmuş…

– Genel başkanın aldığı bu sonuçlardan çok memnun olmadığını kabul etmek gerekir. Bu yapının değişmesi yolunda parti kamuoyu çok ciddi bir mesaj vermiştir. Bunu düşünüp bundan sonraki yönetim anlayışını da bunun üzerine kurması gerekir.

– Peki partinin yeni dönüşüm modelini benimsiyor musunuz?

– Yönetimde ciddi bir değişim oldu, bunun dışında partinin bakış açısında bir değişim var mı, değişim derken neyi kastediyor onu algılayabilmiş değilim.

– Baykal orada 1.5 saat konuştu. Yeterince anlatamadı demek ki?

– Bence daha somut projelerimiz olmalı. Ben Parti Meclisi’nde olduğum sürece, tartışmadığım bir konunun kamuoyuna yansıtılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bundan sonra bu sürecin böyle işlemesini istiyorum. Yani birkaç kişinin değil 60 kişilik meclis kararının kamuoyuna program olarak sunulmasından yanayım. Sadece kadın politikası yapmayı düşünmüyorum fakat kadınların siyasette daha etkili olmaları için bir sorumluluğum olduğunu biliyorum. Kadınların siyaset yapma biçimlerini değiştirmeleri için onlara iyi bir örnek olma yolunda daha çok sorumluluk yüklenmeyi düşünüyorum. Siyasette güç alan değil, güç veren kadın olmak istiyorum. Bir kadın olarak ben bir gücüm ve çevreme de güç veririm mesajını vermek istiyorum. Yaptığım ve yapacağım işin kutlanmaya değer olduğunu düşünüyorum. Bu anı yakalamış olmanın keyfi çok büyük.
– Şansınız açık olsun.

Nuriye Akman
CHP’de Kadının Adı Yok.
31 Mayıs 1998, Pazar

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s