CHP Nereye? – 2

Standard

3

“Suya, sabuna dokunmadan”…!

nazmiye_halvaşi

©Nazmiye Halvaşi

Türkiye’de siyasetin en temel sorunu; siyaset – rant ilişkisidir ! Toplumları bu ilişki yönlendiriyor, biçimlendiriyor.. Demokrasi sözcüğü sadece iktidarları ele geçirmek için bir araç tır.. Bu her yerde, her kurumda böyledir.. Oysa “Güç” tehlikeli bir silahtır.. Tek elde toplandığında, doğru atış yaparsa hedefi, yanlış atış yaparsa kitleleri yok eder…

***

Böyle bir deyimimiz var; Suya, sabuna dokunmadan temizlik olmaz, biliriz aslında.. Yine de tercih edilir..
Neden?
Ben “hem nalına, hem mıhına” vurmayı tercih edenlerdenim..
Körleşmeye direnmemdendir belki..

Bu yazı dizisine 10 Ağustos 2014 Cunhurbaşkanlığı seçim sürecini değerlendirmek için başladım.. Değerlendirmeyi kendi baktığım pencereden doğru yapabilmek için de biraz gerilerden başladım. Sabırla izleyenlere sesleneceğim..

70’li yılların gencleri siyasetin heyecanlı yollarından geçtik. Kimimiz yok olduk çarkların arasında, kimimiz tutunduk kıyılara, kimimiz küstük hayata.. Çok azımız yeniden dönebildi mücadeleye.. Üzerinden tanklar geçti bir kesimin, hormonlandı bir başka kesim.. Adına “demokrasi” denilen bir oyunun farklı rolleri ile sahne aldık.. Aynı noktadan başlamadık yüz metrelik koşuya, maratona…

80’li yıllar siyasete yeni bir anlayış getirdi. Az da olsa var olan siyaset-rant ilişkisi tavan yaptı.. Şimdi tavanı da delip geçti, yükselmeye devam ediyor.. Türkiye’de siyasetin en temel sorun u budur! Toplumları bu ilişki yönlendiriyor, biçimlendiriyor.. Demokrasi sözcüğü sadece iktidarları ele geçirmek için bir “araç”tır.. Bu her yerde, her kurumda böyledir.. Oysa “Güç” tehlikeli bir silahtır.. Tek elde toplandığında, doğru atış yaparsa hedefi, yanlış atış yaparsa kitleleri yok eder…

Partim CHP de bu sürecin etkisiyle, demokrasinin araç olarak kullanıldığı süreçlerden geçti, geçiyor.. Her kademede, iktidar gücünü ele geçirme çabaları enerjiyi tüketiyor, çatıştırıyor, bölüyor yok ediyor.. Her dönem ikiye bölünen örgüt yapıları kendi iç yarışlarında tükeniyor.. “Kazandım” diye çıkılan kongre salonları, sonun başlangıcına biraz daha yaklaştırıyor..

İsveç’le kıyaslamalarla devam edeceğim. İsveç/Türkiye kıyaslamasının haksızlık olduğunu biliyorum. Ama en iyiyi yaşama şansım olduysa neden bunu ülkemde de, CHP’de de kurumsallaştırmaya çalışmayayım.. 6Bilinen yollarla hedeflere ulaşmak kolaycılıktır ve geliştirmez yolcuyu, yeni yollarda keşfedersiniz, farklı ve belki daha iyi olanı..
Denemek gerek..Yol yok ise “yol açmak gerek…!”

7

Yeni bir ülkeyi tanımaya çalışırken ilk baktığım yer siyasi partileri idi. 70’li yıllarda idolum olan Olof Palme’nin partisine (S) Sosyaldemokrat İşçi Partisi ne üye oldum hemen… Yaşadığım küçük ilçede toplantılara katılmaya başladım.. Dillerini (isveççe) bilmiyordum.. İzliyordum önceleri, kulaklarım yeni seslere alıştı önce.. Dili çözmeye başladığımda, beynim bu sesleri anlamlandırıyordu artık.. Herşey çok ama çok farklıydı.. Toplantılara bütün üyeler çağrılıyordu.. Üye yapılanması, nicelik değil nitelik öncelikliydi.. “Nitelik” partiye karşı duyulan aidiyet duygusuydu, sorumluluk bilinciydi.. 2 Parti çalışmalarına katılma isteği yoksa, sadece parti içi iktidara aracılık etmek için üye olmuyordu isveçliler.. Olmuşsa da aidatını ödüyor, toplantılara katılıyor, görev alıyor, sorumluluklarını yerine getiriyordu.. Heyecan vericiydi benim için.. Türkiye’de siyaset yaparken “senin bu anlayışınla ancak İskandinavya ülkelerinde siyaset yapılır” diyen arkadaşlarım haklıymış..

İki dönem CHP PM Üyeliği yaptım. Öyle Genel Başkanın hazırladığı listeye girerek falan değil.. Kendi irademle aday olup, Türkiye’nin her ilinden gelen Kurultay Delegeleri’nin takdiri ve onayıyla.. Dayatma liste yi deldiren delegenin bu tercihi omuzlarıma ağır bir yük olarak taşıdığım onurdur..
Hâlâ…

Türkiye, Yerel Seçimlerden çıkıp Cumhurbaşkanlığı seçimlerini tartışmaya başladığında, “nasıl bir cumhurbaşkanı” tartışmasını kendi içimde yapıyordum.. Türkiye toplumunu; doğusundan, batısına, kuzeyden, güneye ve hatta yurt dışında tanıyan biri olarak objektif bir değerlendirme yapmak istiyordum.. Sadece beni ifade eden “benim” değil! “Ülkemin” Cumhurbaşkanı nasıl biri olmalıydı?

9

Yerel seçimler bitmiş, parti kendi iç çatışmalarını kimi yerde çözmüş, kimi yerde derinleştirmişti..!
Gücü elinde tutanlar daha güçlü olmanın arayışında..
Cumhurbaşkanlığı seçimi mi?
Yok, biz yarış diye örgüt kongrelerini biliriz! Bir oy farkla bile olsa kongreyi kazanıp zaferimizi davullu zurnalı ilan ederiz.. Örgütü/parti tabanını yeniden heyecanlandırmak için kongreler başlamalı..
PM, olağan kurultay sürecini tüzüğün verdiği yetki ile Cumhurbaşkanlığı ve 2015 genel seçimleri nedeniyle bir yıl uzatınca üzüldük..! Cumhurbaşkanlığı Seçimi sürecinde sahaya çıkmak yerine, iç hesaplaşmalar ın zeminini hazırladık..!
En iyi bildiğimiz oyun budur!

10 Ağustos akşamı da seçim sonuçları bizi yıkmadı/yıkamadı.. Çünkü asıl oyun şimdi sahneye konacaktı… Şimdi heyecanımızın tavan yaptığı günlerdeyiz! Seçim sürecinde ne kadar sorumluluk aldığımız, ne kadar görev insanı olduğumuzu unutup, delege listeleri üzerinde “çentik” atmaya başlamıştık bile..
“Bizden”.. “Bizden değil”..
Bizden olmayanları nasıl “bizden” yaparız???
Çok önemli bir parti çalışmasıdır bu….
Rakiplerimiz, ülkeyi dizayn eder ken, biz küçük iktidar oyunları içinde körleşmeye devam ediyoruz..
Her yerde, her kademede..
Seçmene karşı sorumluluk mu!
O ne ki?

1

İsveç’te MV seçtiğimiz arkadaşım Pyry, İsveç S adına izlemeye geldiği Tüzük Kurultayını, balkondan birlikte izlerken gördüğü heyecanlı topluluğa bakıp bana “Naz, (isveçliler bana Naz der) bana şunu izah eder misin, bütün dünyada partilen olağan taban ortalamaları yüzde beş iken CHP’nin yüzde yirmi. Bu salondaki coşku inanılmaz. Türkiye şartları bir sosyal demokrat partinin iktidarı için uygun. CHP NEDEN İKTİDAR OLAMIYOR??? ” …
Kongreyi izlemeye gelirken dersine iyi çalışmıştı..
Anlatsam anlayamazdı ki..

can_yücel

Sonuçları tek bir noktadan bakıp değerlendirme hatasına düşmeden analiz edebilmek için yazmaya, soru sormaya, yanıtlar bulmaya devam edeceğim..
Bugün sevgili Can Yücel ‘in, Can Babanın ölüm yıldönümü.. Onu sevgiyle, özlemle ve rahmetle anıyorum.. Yokluğunu derinden hissettiren güzel insan, güzel muhalif…

5

Ve dün bir büyük aktör Robin Williams yaşamına kendi isteği ile son verdi.
Üzgün ve şaşkınım..
Bir sanatçı, bir dünya starı neden yaşamdan koparıp atar kendini??
Hayatı yaşanmaz kılan herşeye tepkiliyim şu an..
Yaşanılır bir dünya için mücadeleye saygım sonsuz..

Sevgiyle ve dostça kalın..
Her nerede yaşıyorsanız.. Mutlu kalın.. Mutlu kılın çevrenizi..

Devam edeceğim..
12.8.14/Datça

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s