Sizler susmaya devam edin…

Standard

yalova

”Büyük Hesabı” önce çocuklarınıza, sonra da torunlarınıza ödetecekler!!

nh1

©Nazmiye Halvaşi

Kasabanın birinde, vitrininde “Buyrun ikram edelim, siz ödemeyin, torunlarınız ödesin!! yazan bir lokanta varmış. Aç gözlünün biri duyuruyu okuyunca girmiş lokantaya, gelsin yemekler demiş, tıka basa, patlayıncaya, çatlayıncaya kadar yemiş. Lokantacıdan adama bir izzet bir ikram…. Adam mesut, bahtiyar… Tam çıkacakken garson gelmiş. Elinde şişkin bir hesap pusulası… Adam şaşırmış, kızmış: “Bu ne?” diye sormuş. Garson “hesap” demiş. Adam: “Hiç olur mu? Camekanda ne yazıyor, siz hesap çıkarıyorsunuz!” Garson sırıtmış: “Efendim bu sizin hesabınız değil. Sizinkini torununuz ödeyecek. Bu merhum babanızdan kalan hesap… Onu ödeyeceksiniz.”

***

yalova2

Bu uygulama CHP’nin yönetimindeki Yalova Belediyesi’ne hiç yakışmadı!!!
Kınıyorum..

Kentleri kent halkı ile birlikte yönetmeyi deneseler.. Bunu yaşamazlar! Hiçbir belediye ne AKP lisi ne CHP lisi.. Kavşağa gereksinim varsa ve bir düzenleme yapılması gerekiyorsa bunu kent halkı ile paylaşıp çözümün parçası yapmalısınız! Yalova MV Muharrem İnce “bilgim olsaydı engellerdim” demiş..!

Bu uygulamadan önce bölge milletvekilinin öğrenmesinden daha da önemlisi bölge halkının bilgisinin olmasıdır! Kararlara katılmasıdır!
Yanlışlık burada…
Halkın kararı gerekir GEZİ’de de, YALOVA’da da, İZTUZU’nda da..!

Çok üzgünüm..
Bu olay bir duruma da açıklık getirmiştir! Daha önce bu tür olayları AKP li belediyeler yapar, CHP liler ve çevreciler karşı çıkar, onlar da savunurdu.. Bugün yapılan açıklamalara bakarsak AKP de buna tepki gösteriyor! Demek ki yaptıklarının yanlış olduğunu kabul ediyorlar..
Bu çok önemli..!

Seçimler: Eski tas eski hamam.

Seçim öncesi partiler kurulur..
İktidarın büyük oyunudur bu..!
Büyün kanalların kapıları, yazılı ve görsel medya bu yeni partilere açıktır..
Anketler yayınlanır..
Hedef daha güçlü iktidardır!

Kaçıncı kez izliyoruz bu filmi?
Ve anlamıyorum neden her seferinde ilk kez izliyormuş gibiyiz???
Büyük fotoğrafı görmeden..
Puzzle’ı tamamlamak kolay değil!

Menteşe Seçimleri

Dün (29.11.14) Muğla/Menteşe İlçesi Kent Konseyi seçimi vardı.. Görev alan arkadaşlara başarılar diliyorum..
Değerli arkadaşım Bodrum Kent Konseyi Başkanı Hamdi Topçuoğlu‘nun konuşması ile bu pazar gününü selamlıyorum..
Yüreğine sağlık hocam..

İyi bir gün dilerim herkese..
Sevgiyle ve dostça kalın..
30.11.14

Yeni Türkiye artık, yeni çok kazananlar yanında, kaybedenlerin de çoğunlukta olduğu bir ülkedir.

menteşe

• Datça yarımadanın en dar yerine Balıkaşıran derler. Perslerin baskısından bıkan Knidoslular, (İ.Ö 546) Balıkaşıran kıstağında bir kanal açarak, yarımadayı ada haline getirmek isterler. Ama kısa süre sonra işciler arasında salgın hastalıklar başlar. Datçalılar, Delphi’deki bilici Pytia’ya danışırlar. Pytia: “Kıstak ne kale ister ne de kazılmak, Zeus isteseydi bu kayayı ada yapmaz mıydı?” der. Knidoslular da kanal açmaktan ve ana karadan kopmaktan vazgeçerler.

• Eğer o gün bilici Pytia, “Kıstağı kazın evlatlarım. İki denizi birleştirmek sevaptır.” deseydi bir ihtimal burada olmayabilirdik.

• 2006’da Fethiye’de bir törene katılan ve “Fethiye’nin il olma zamanı gelmiştir” diyen Kenan Evren, bu görüşünü 1980’li yıllarda dile getirmiş olsaydı ya da 1957 Fethiye depremi 1999’da olsaydı, kuşkusuz bugün “Muğla Kent Konseyi” seçimlerinde olacaktık, Menteşe belediyesinin değil.”

• Muhtemeldir ki siz de benim gibi büyükşehir diye önümüze konan yeni yapıyı, dillerden düşmeyen “Küreselleşme, Yerelleşme, Sürdürülebilir Kalkınma ve Refah” sözcükleri ile ilişkilendirerek sorgulamışsınızdır.

• Bilindiği gibi son yarım yüzyıldır Küreselleşme ve Yerelleşme son yıllarda da bunların sentezi gibi algılanan Küyerelleşme ( glokalizasyon) toplumsal refahın gerçekleştirilmesinde çatışma halindedir.

• Türkiye, özellikle 1980 darbesiyle birlikte;
• “Daha çok tüketilsin ki daha çok üretelim.”
• “Benim gibi zengin olmak istiyorsan, üretim ve tüketim çarkların benim elimde olmalı.” anlayışına teslim olmuş, bu teslimiyet son on yılda giderek artan bir şekilde hayatın her alanına sirayet etmiştir.

• Bu süreçte çok uluslu şirketlerin güç uygulamalarının, ulusal devletin etkilerini zayıflattığı, ülkemizin sosyo-ekonomik, hukuki ve kültürel yapılarında yeni odaklar oluşturduğu açıktır.

• Yeni Türkiye artık, yeni çok kazananlar yanında, kaybedenlerin çoğunlukta olduğu bir ülkedir.

• Bu arada refahın kaynağının yerelleşmede olduğunu savunanlar da yerel yönetim ve sivil toplum etkinliklerinin artması ve arttırılması gerektiğini, Merkezî devletin sahneden belli oranda çekilmesi ile ekonomide ve sosyal yaşamda, ‘yerel ve sivil’ unsurlara yeni ufuklar açılacağını ileri sürmektedirler.

• Burada dikkati çeken ortak nokta, her iki tezde de ulus devletin azalan ağırlığı ve belirleyiciliğidir.

• 3. yolu yani küyerelleşmeyi (glokalizasyon) savunanlar ise her iki kavramı birleştirerek küresellik ve yerellik arasındaki etkileşim ve iş bölümünü yerleştiriyorlar.
• Onlara göre küreselleşme, artık reddi mümkün olmayan nitelikte gelişip yaygınlaşmıştır. Reddederek küreselleşmekten kurtulmak olanaksızdır.

• O halde yerelleşme ve küreselleşme arasında bir köprü kurmak gereklidir. Bu da yerel değerleri, evrensel değerleri gözeterek değerlendirmeyi gerektirmektedir.
Bunun için de;
Yaşamın ahenginin gözetilmesi,
Kaynakların dikkatli kullanımı,
Toplumun talep ve beklentilerinin karşılanması,
Bireysel emeğinin korunması öncelikler arasında olmalıdır.

• Bu kültürü hakim kılmak, devletten çok yerel yönetimlerin görevidir.

• Çünkü, Yerel Yönetim, öncelikle orada yaşayanlara aittir. Siyasetin, ayrı ve imtiyazlı kategori olmaktan çıkması, yeni değerlerin sahiplenilmesi ve bunlara uygun bir yönetim anlayışının geliştirilmesi, bu nedenle vazgeçilmezdir.

• Bu noktalardan bakıldığında ülkemizde siyasetin özüne yerleşen ayrışma ve çatışmaların kaynaklarını rahatça görebiliriz. Kuşkusuz bu ayrışmada yer aldığımız saf, siyasetin neresinde yer aldığımızın da bir göstergesidir.

• Bizim durduğumuz yer bellidir. Kent Konseyleri yerel sivil toplum örgütlerinin bir ortak platformu olduğu kadar, bireylerin de yaşadığı yer için inisiyatif alabildiği kuruluşlardır.

• Kısacası Konseyler, yaşadıkları yer için “sözüm var, emeğim olmalı” diyen insanların buluşma noktasıdır.

• Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nın – yerindenlik, yönetişim, katılımcılık – ilkelerini hayata geçirmek için çalışmak konseylerin vazgeçilmezidir.
• Biz bu yüzden AVM’lerin değil, esnafı yaşatacak projelerin yanında yer alırız.
• Biz bu yüzden ülkemizdeki yabancılara arazi satışlarının son 2 yılda neden en çok Muğla’dan olduğunu sorgularız.
• Ve biz aile tarımını destekleriz.
• Biz bu yüzden üretici ve tüketici kooperatiflerinin kurulmasına destek oluruz.
• Mahallelerde dernekler ve mahalle meclisleri kurulmasına önemseriz.
• Biz bu yüzden kentlerimizi engellilerin rahatça yaşayabileceği kentlere dönüştürmek için çalışırız.
• Biz bu yüzden her mahallede kadın, çocuk ve gençler için merkezler isteriz.
• Kültür ve sanat örgütlenmeleri olmadan kent kültürü yaratılamayacağını bilincindeyizdir.
• Kent kaynaklarının, öncelikle hemşehriler yararına en verimli biçimde kullanılması konusunda yerel yönetimlerin yanında yer alırız.
• Biz, gerçek ileri demokrasinin ancak örgütlü toplumlarda gerçekleşebileceğini biliriz.
• Bizim mahalle mahalle, kadın, genç, çocuk, engelli… kitleleri kucaklayan örgütlü yapıları oluşturmak istememizin ana sebeplerinden biri kuşkusuz İztuzu’nun, Ölüdeniz’in, Sarıgerme’nin, Akbük’ün bir gecede uluslar arası sermayenin kucağına atılmasının doğuracağı sonuçları torunlarımızın yaşamasını istememizdendir.
• Çünkü biliriz ki örgütsüz toplumlarda yerel kaynakları küresel güçlerin sömürmesi gayet kolaydır.

• Değerli dostlar bugün burada bu yapılanmada çok önemli bir halkayı daha tamamlıyoruz.
• Unutmayalım ki konseyler, bir kentin ortak aklı olmak zorundadırlar.
• Bu bakımdan hiçbir siyasi ve kültürel ayrım yapmadan, hiçbir çıkar grubunun dümen suyuna girmeden çalışmak zorundadırlar.
• Konseylerde çalışmak isteyenler kentine aşık gönül erleri olmak zorundadır. Bu bakımdan önerim, zamanı olmayan, burayı kişisel çıkarları için kullanmak isteyenler, lütfen aday olmasınlar.

• Sözlerimi bir fıkra ile noktalamak istiyorum:
• Kasabanın birinde vitrininde “BUYRUN İKRAM EDELİM SİZ ÖDEMEYİN, TORUNLARINIZ ÖDESİN” yazan bir lokanta varmış. Aç gözlünün biri duyuruyu okuyunca girmiş lokantaya, gelsin yemekler demiş. Lokantacıdan adama bir izzet bir ikram…. Adam mesut, bahtiyar… Tam çıkacakken garson gelmiş. Elinde hesap pusulası… Adam şaşırmış:
• “Bu ne?” demiş. Garson “hesap” demiş. Adam: “Hiç olur mu?” demiş. “Camekanda ne yazıyor, siz napıyorsunuz?” Garson sırıtmış: “Efendim bu sizin hesabınız değil. Sizinkini torununuz ödeyecek. Bu dedenizden kalan hesap… Onu ödeyeceksiniz.”

• Değerli hemşerilerim,
• Biz yediklerimizin bedelini torunlarımıza ödetmemeye kararlıyız. Bu yolda, yılmadan yürümeye ben de varım diyen hemşehrilerime şimdiden hoş geldiniz diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

One response »

  1. Pingback: Sizler susmaya devam edin… | [= Öykü - Şiir - Anı - Günce =] + Doğa + Yaşam + Sağlık - Vd.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s